Yurt dışı eğitimi bir hayal değil, bir plan meselesidir
Geçen hafta “doğru bilginin” öneminden söz etmiştim.
Bu hafta ise daha net bir soruya cevap vermek istiyorum:
Doğru bilgi tek başına yeterli midir?
Hayır.
Çünkü bilgi, ancak stratejiyle birleştiğinde sonuç üretir.
Sahada en sık karşılaştığım tablo şudur:
Kişi araştırmasını yapmış, ülkelere bakmış, okul isimlerini öğrenmiş, hatta forumları okumuştur. Ancak süreç hâlâ dağınıktır. Hedef net değildir. Bütçe analizi yapılmamıştır. Zaman planlaması yoktur.
Bu durumda yapılan başvurular genellikle iki sonuç doğurur:
Ya süreç gereğinden uzun sürer ya da beklenmeyen bir retle karşılaşılır.
Oysa doğru strateji; başvuru yapılmadan önce başlar.
Önce şu sorular sorulmalıdır:
– Amaç nedir? Eğitim mi, deneyim mi, göç planı mı?
– Akademik veya mesleki geçmiş bu hedefle uyumlu mu?
– Finansal yapı bu süreci sürdürebilir mi?
– Seçilen ülke ve program, kişinin profiline gerçekten uygun mu?
Birçok kişi “en popüler ülke”ye yönelir.
Oysa konsolosluklar popülerliği değil, tutarlılığı değerlendirir.
Bir öğrenci için İngiltere doğru seçenek olabilirken, bir başkası için Malta daha gerçekçi olabilir.
Bir aile için kısa dönem yaz okulu idealken, bir diğeri için uzun dönem akademik plan daha mantıklı olabilir.
Strateji tam da burada devreye girer:
Herkese aynı yolu önermek değil, kişiye özel yol haritası çıkarmak.
Yurt dışı süreci bir alışveriş değildir.
Sepete ülke ekleyip ödeme yapacağınız bir sistem değildir.
Bu bir projedir. Ve her projenin fizibilitesi yapılmalıdır.
Ne yazık ki en büyük hatalardan biri, süreci “acele”ye getirmektir.
Oysa sağlam dosyalar zaman ister. Analiz ister. Sabır ister.
Bu köşede her hafta, bu stratejik bakış açısını detaylandıracağım.
Çünkü hayal kurmak cesaret ister.
Ama o hayali gerçekleştirmek plan ister.
Ve plan, bilinçli adımlarla başlar.
