Bursa’dan Londra’ya uzanan başarı hikâyesi
Bursalı genç girişimci İris Yalçın, fizyoterapi ve rehabilitasyon süreçlerini yapay zekâ ile dijitalleştiren projesi aynı zamanda deprem sahalarında ihtiyaçlardan doğan ve afet yönetiminin geleceğini şekillendirecek inovatif çalışmaları hakkında Kent Bursa Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu. 6 Şubat depremlerinden ilham alan ve Bursa’da test edilen uygulama, şimdi Londra Maratonu ve İngiliz sağlık sistemine (NHS) hazırlanıyor.
YASEMİN ÖZKEREM / ÖZEL HABER
Koç Üniversitesi’nin ardından eğitimini Londra Imperial College’da tamamlayan 25 yaşındaki genç girişimci İris Yalçın, akademik birikimini insan hayatına dokunan bir teknolojiye dönüştürdü. Yalçın ve ekibi tarafından geliştirilen yapay zekâ destekli mobil uygulama, hastaların fizik tedavi egzersizlerini ev konforunda ve doğru şekilde yapmalarına olanak tanıyarak sağlık sektöründe yeni bir dönem başlatıyor.
DEPREM BÖLGESİNDEN DOĞAN İNOVASYON
Projenin çıkış noktasının 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri olduğunu belirten İris Yalçın, bölgedeki fiziksel rehabilitasyon ihtiyacının devasa boyutlara ulaştığına dikkat çekti. Yaklaşık 200 bin yaralının olduğu bölgede amputasyon oranının %60’lara ulaştığını vurgulayan Yalçın, “Fizyoterapiste erişimin kısıtlı olduğu bu tür afet bölgelerinde dijital bir çözümün hayati önem taşıdığını gördük” dedi.
YAPAY ZEKÂ HATALARI ANINDA TESPİT EDİYOR
Konuyla ilgili detaylı açıklamalarda bulunan Yalçın, “Geliştirilen uygulama, akıllı telefon kamerası aracılığıyla hastanın dijital iskelet modelini çıkararak eklem hareket açılarını gerçek zamanlı olarak izliyor. Sistemin işleyişi ise oldukça pratik:
Kişiye Özel Program: Fizyoterapist, kliniğe gelen hastanın egzersizlerini uygulamaya tanımlıyor.
Dijital Takip: Hasta evde egzersiz yaparken uygulama hareketlerin doğru yapılıp yapılmadığını analiz ediyor.
Veri Paylaşımı: Yapılan her hareket sisteme kaydediliyor ve fizyoterapist uzaktan programı güncelleyebiliyor.
Oyunlaştırma: Tedaviye uyumu artırmak için motivasyon ve oyunlaştırma teknikleri kullanılıyor” dedi.
“PROJENİN BİR SONRAKİ DURAĞI DÜNYA SAHNESİ”
Uygulamanın ilk saha testlerinin Bursa Spor Kliniği’nde 30 sporcu üzerinde başarıyla gerçekleştirildiğini de belirten Yalçın, şunları söyledi: “Projenin bir sonraki durağı ise dünya sahnesi. 26 Nisan’da gerçekleşecek Londra Maratonu’nda yüzlerce koşucu üzerinde denenecek olan uygulama, sakatlanmaların önlenmesi ve koşu sonrası toparlanma süreçleri için kritik veriler sunacak.”
SANAYİDE, İŞ KAZALARINA KARŞI “YAPAY ZEKÂ GÖZÜ
Yalçın vizyonlarının sadece spor ve sağlıkla sınırlı kalmadığını belirterek, İtalyan merkezli New Well Group ile yapılan iş birliği sayesinde, üretim tesislerindeki işçilerin ergonomik hareketlerini analiz eden bir modül geliştirildiğini ve bu sistemle çalışanların günlük hareketleri analiz edilerek riskli durumlarda yöneticilere gerçek zamanlı bildirim gönderildiğini ve iş kazalarının önüne geçilmesi hedeflendiğini de ifade etti.
”EN BÜYÜK HAYALİM DEPREMZEDELERE ÜCRETSİZ ULAŞTIRMAK”
Türkiye’deki pilot bölgelerin Bursa ve İstanbul olduğunu belirten Yalçın, teknolojisini dünya pazarına açmayı hedefliyor. İngiliz sağlık sistemine entegrasyon için çalışmalarını sürdüren genç girişimci, hedeflerini şu sözlerle özetledi:
”İngiltere’de kliniklerin %1’ine ulaşmak temel hedefimiz. Ancak en büyük hayalim, bu teknolojiyi Türkiye’deki deprem bölgelerinde ihtiyaç duyan vatandaşlarımıza tamamen ücretsiz olarak ulaştırmak.”
GELECEĞİN KURTARMA PROJELERİ GÖRÜCÜYE ÇIKTI
Bunun yanı sıra İris Yalçın 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından Türkiye’de teknoloji ve bilim dünyasının, afet yönetiminde çığır açacak yerli çözümlere odaklandığını da belirterek şunları söyledi: “İletişim kopukluğundan enkaz altı takibine, kriz yönetiminden halk sağlığına kadar geniş bir yelpazede geliştirilen projeler, afetlerin yıkıcı etkilerini minimize etmeyi hedefliyor.”
Sahadaki ihtiyaçlardan doğan ve afet yönetiminin geleceğini şekillendirecek inovatif projeler hakkında da bilgi veren Yalçın, kesintisiz iletişime katkı sağlayacak olan KURTARCAN ve LORASAFE projelerini de tanıttı.
İNTERNET KESİNTİLERİNE DEVRİMSEL ÇÖZÜM
Depremin ilk saatlerinde yaşanan baz istasyonu çökmeleri ve internet kesintilerine karşı iki devrimsel çözüm geliştirdiklerini de ifade Yalçın, “ KURTARCAN, baz istasyonlarına ihtiyaç duymadan çalışıyor. Mesh ağı teknolojisi sayesinde anahtarlık veya telefon aparatı olarak kullanılabilen cihaz, enkaz altındaki konumun arama-kurtarma ekiplerine en hızlı şekilde iletilmesini sağlıyor. Ve LORASAFE ise yapay zekâ destekli bir Android uygulaması ve mikro güç tüketen bir vericiden oluşuyor. Telefonun ters şarj özelliğini kullanarak enerji sağlayan modül, GSM şebekesi olmasa dahi “yaşıyorum” sinyalleri, ortam sıcaklığı ve ses düzeyi gibi kritik verileri kurtarma dronlarına aktarıyor” dedi.
KARAR DESTEK SİSTEMLERİ: GHOST CALL VE TWIN CITY
Kriz anında “nereye müdahale edilmeli?” sorusuna yanıt arayan projelerin, veriye dayalı strateji sunduğunu da söyleyen Yalçın, “GHOST CALL, Fatih pilot bölgesinde geliştirilen ve ödül alan bu proje, “ihbar gelmeyen sessiz mahalleler” sorununa odaklanıyor. Bayesçi olasılıksal modelleme kullanarak veri azlığında bile yardım ihtiyacı yüksek bölgeleri tahmin eden sistem, kriz masalarına öncelik listesi sunuyor.
TWIN CITY ise belediyeler için geliştirilen “dijital ikiz” tabanlı simülasyon platformu. Şehirlerin dijital kopyası üzerinde afet senaryoları çalıştırılarak risk yüzdesi hesaplanıyor ve kaynak kullanımı optimize ediliyor. Amaç, kararları kriz anında değil, krizden önce test etmek” diye konuştu.
LOJİSTİK VE ÇEVRE SAĞLIĞI: OPTİMUS VE BİYOLOJİK ZIRH
Afet sonrası koordinasyon ve ikincil tehlikelerin de unutulmadığını ifaden eden Yalçın, “ OPTİMUS denilen sistem; deprem yardımlarının plansız dağıtımını engellemek amacıyla kurulan lojistik takip sistemi. GPS verileriyle entegre çalışan web tabanlı platform, yardım tırlarının en doğru noktaya ve yığılma olmadan ulaşmasını sağlıyor. BİYOLOJİK ZIRH ise enkaz kaldırma çalışmalarındaki en büyük tehditlerden biri olan asbest tehlikesine karşı geliştirilen ekolojik bir model. Mikroorganizmaların kullanıldığı sistemde, asbestin kristal yapısı parçalanarak zararsız hale getiriliyor. Süreç sonunda ise hidrojen gazı ve gübre gibi faydalı çıktılar üretilerek çevre kirliliğiyle biyolojik bir mücadele veriliyor” dedi.
GELECEĞİN ŞEHİRLERİ DAHA GÜVENLİ
Bu projelerin, Türkiye’nin afetlere karşı sadece fiziksel değil, dijital ve biyolojik bir savunma hattı kurduğunu kanıtlayan projeler olduğunun da altını çizen Yalçın son olarak şunları söyledi: “Uzmanlar, bu yerli mühendislik çözümlerinin yaygınlaşmasıyla afet sonrası müdahale sürelerinin kısalacağını ve can kayıplarının ciddi oranda azalacağını vurguluyor.”
