Festival de Cannes’ten notlar…
Cannes film festivali, yaz ayının başlangıcı sayılan Mayıs ayının o ılık günlerinde başlar.
Fransız rivierasının bu güzel şehrinde sokaklarda parfüm kokuları hakim olurken, harika kıyafetler giyen güzel kadınlar ve smokinler içinde gezen erkeklerin sahil boyunda sinema salonlarına koşuşturmasını seyredersiniz. Hatta sinema salonu girişinde “Davetiye/ İnvitation” yazılı pankartlar ile davetiye rica eden insanları görmenizde mümkündür.
Benim için en güzeli o sinema salonuna girdikten sonra başlar, film oynamaya başladığı an sinemanın büyülü dünyasının bir parçası olursunuz.
12-23 Mayıs 2026 tarihinde 79. Cannes Film Festivali gerçekleşti. Gene harika filmler gösterime girdi. Başarılı yönetmenlerin filmleri yarıştı bazı filmler dünya prömiyerini yaptı. Aslında Cannes film festivali, Berlin film festivali, Venedik ve Black Night film festivalinde gösterime giren filmler, Oscar ödül törenine kadar bir çok film festivalinde vizyona girerler. Bu festivaller filmlerin başlangıç noktasıdır. 2026 yılında, dünyadan ve Türkiye’den bir çok ünlü yönetmen, oyuncu ve yapımcı Cannes film festivalinde buluştular.
Türk Sineması Kataloğu
Şimdi içime dert olan bir iki konu var. Onlardan bahsetmek istiyorum. Sinema genel müdürlüğü uzun zamandır, dünyanın önemli festivallerine katılırken, Türk vatandaşı yönetmen ve sinemacıları dünya ya tanıtmak için her festival için Türk sineması ile ilgili bir film katalogu çalışması yapıyor.
Bu katalog çalışması, festival başlamadan belli bir süre önce duyurular yapılır ve bu kataloga film çeken çoğu yönetmenin filmi dahil edilir. Bir nevi o zamanın bir belleği olur. Bu kataloga dahil olmak için bir seçki ya da yarışma yoktur. Bu kataloga dahil olan çekilmiş iyi film demek değildir ama kötü film demek de değildir. Sadece ana kural sadece Türk filmi olmasıdır, bazı filmler dahil edilmediği de olabiliyor. Ama bu başka bir şeydir.
Cannes Film Market
İkinci konu ise, Cannes yarışması hakkında bilgi vereyim, Film markete seçilmek Cannes ana yarışmasına seçilmek değildir. Ayrıca Cannes’te “Festival de Cannes” ana yarışma diğer Cannes Film Market diye reklam edilen yarışmalar “Festival de Cannes” değildir. “Marche du Film” seçilen filmler satış için tavsiye edilen filmlerdir, yarışma filmleri değildir.
Sakıp Ağa’nın Ritz Carlton Sohbetleri ve Ercan abi
Gelelim Ritz Carlton otel’in Türk sineması sanatçıları ve emekçileri için önemini belirtmek isterim. Ama önce, Cannes’te değerli isim Ercan Tekin ile tanışıklığımdan ve sohbetlerimizdeki anılarından bahsetmek istiyorum. Kim derseniz anlatayım; Cannes film festivalinin binasının inşaatında çalışmış yaklaşık 48 yıldır Cannes’te oturan yaşayan hatta Cannes’e gelen ilk türk olarak kendini ifade eden gurbetçi abimiz.
Bana Ritz Carlton anılarını anlattı. Ercan abi Cannes’te uzun yıllar restaurant işletmeciliği yapmış. Sakıp Sabancı Cannes’teki mütevazi apartman dairesine geldiği zaman ise şoförlüğünü yapmış ve gerek Sabancı gerek sinemacılar ile hasbıhal eden bir isim.
Sakıp ağa ile olan anılarından bahsederken. “Sakıp ağa festival zamanı her gece. Ritz Carlton otelin roof katında tüm sinemacıları davet ederdi. Sanattan ve sinemadan konuşurlardı. Sakıp ağa vefat ettikten sonra Türkiye’den kimse gelip böyle etkinlikler yapmadı” dedi. Savaş Ay gelir röportajlar yapardı.1988 yılında Orhan Oğuz festivalde “Her şeye rağmen” filmi ile gençlik ödülü almıştı.
Cansel Elçin ve Sakıp Sabancı
Paris’te hayatının çoğunu geçiren değerli oyuncu Cansel Elçin sohbetlerimizde ise Cannes Ritz Carlton roof’unda sanat gecelerinden bahsetmişti. “Ben o zamanlar gençtim, Sakıp Sabancı babamın arkadaşı idi ve beni de çağırırdı bu sohbetlere, bu sohbetler sinemayı sevmemde önemli rol oynar, benim için değerli anılar” diye bahsetmişti. Bur da bahsetmeden geçemeyeceğim, eşi Zeynep Tuğçe Bayat ise İspanya’da dizilerde oynamış sinema sanatına emek veren bir sanatçıdır. Şimdi Cansel Elçin in yeni çalışmalara başladığı projeyi merak ile bekliyorum.
Türk Invites You
Sinema genel müdürlüğü Ritz Carlton otelde “Rüya” adlı restaurantında “Türk Invites You” adı ile dünya sinemacılarını Türkiye’de film çekmelerini tavsiye etmek için bir etkinlik düzenlendi. Genellikle Cannes’te bu tür etkinlikler verilir, dünya sinemacılarını birbiri ile tanışıp network yapmaları yeni projelere destekler sağlanır. Türkiye için önemli bir yerde yapıldı. Ritz Carlton otel bünyesinde yeni açılan “Rüya” Restaurant Hotel’de Türk mutfağını tanıtan restaurant Umut Özkanca tarafında kuruldu ve açıldı. Gelelim bu seneki sinema genel müdürlüğü etkinliğine, harika bir çalışma Türkiye’ye dünya sinemacılarını ülkemizde film çekmek için çağırma fikrine, bu projeden en çok emeği geçen Birol Güven’i tebrik ederim. Ama bu etkinlik neden Türk Pavillon’unda yapılmadı. Neden Türkiye’den gelen sadece oyunculardı en azından ben basında onu gördüm. Türkiye iş yapan dünya da iş yapan uluslararası beğeni toplayan yönetmen ve oyuncular var. Diğer ülkelerin sinemacıları ve her farklı görüşe sahip Türk yönetmenin o resepsiyon’da olmalı idi. Her yönetmen, sinemacı aynı görüşe sahip olmayabilir. Önemli olan zaten sanatın kapsayılıcılığı değil mi ? Tarihten ders çıkarmalı her görüşe saygı duymalı ve sanata hizmet eden herkesi dinlemeliyiz. Dinlemek demek kabul etmek demek değil. Zaten sanatın güzelliği çok seslilik ve çok renklilik değil mi?
Bu sene kırmızı halıda kıyafetlerdeki sert yasakları konuşuldu. Transparan kıyafet ve selfi yasağı ve smokin ve kadınlarda tuvalet zorunluluğu. Ama benim anlamadığım, Cannes film festivalinde yıllardır bu tür kuralları var. Özellikle prömiyer filmlerinde “drees code“ hep vardı. Ben bel fıtığı olduğum sene smokin ile filmlere girerken o güzelim smokin ile kaldırımda ya da sırada beklerken oturmaya çalışırdım ama kuralara uyardım.
Fransa’da sanata verilen değer hiçbir ülkede bulunmaz, bu sinemaya ve sinemacıya saygıdır.
Fransa’da sanat her şeyini başında gelir ve sanat ile uğraşanlara ekstra değer verirler.
Film Festivallerinde alkışlanma olayı
Son bir şey daha yazıma not düşmek isterim. Cannes’te filmlerin alkışlanmasının dakikasının sayılması bence çok ayıp bir durum. Çünkü festivallerde “inermisin?, çıkarmısın?” yarışması gibi kimin filmi çok alkış almış/almamış diye bir kriter yok. Film seyircisinin alkışına göre değerlendirilen bir yarışma değil. Bu arada kendini sinema yazarı diye tanımlayan Türk gazeteciler yurt dışı film festivalerinde; “kaç dakika alkışlandı diye yazalım” diye pazarlık konuşmalarını üzülerek duymuştum ve üzüldüm. Sinema bu kadar ucuz değildir. İyi Seyirler…
79. Cannes Film Festivali Ödül Alan Eserler ve Sanatçılar;
Palme d’Or (Best film) → Fjord
The Grand Prix → Minotaur
Jury Prize → Das Geträumte Abenteuer
Best director → Javier Calvo & Javier Ambrossi (La bola negra), Paweł Pawlikowski (Fatherland)
En Iyi Kadın Oyuncu → Virginie Efira & Tao Okamoto (All of a Sudden)
En Iyi Erkek Oyuncu → Emmanuel Macchia & Valentin Campagne (Coward)
En Iyi Senaryo → Notre Salut

