Vize danışmanlığı suç değil, sistemi manipüle etmek suçtur

14 Ağustos 2026 12:43
A+
A-

Son yıllarda Türkiye’den yurt dışına seyahat etmek isteyenlerin en büyük sorunlarından biri artık vize almak değil, vizeye başvurabilmek. Aylarca randevu bekleyenler, seyahat tarihi yaklaşmasına rağmen başvuru yapamayanlar, eğitim programını kaçırma riski yaşayan öğrenciler, iş toplantısına yetişmeye çalışan çalışanlar…

Vize randevusu adeta başlı başına bir sektör haline geldi. Geçtiğimiz günlerde ise bu konu çok daha ciddi bir boyutuyla gündeme taşındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa ve İzmir’de 63 adrese eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi ve 49 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı.

Soruşturmanın merkezindeki iddia oldukça dikkat çekici: Bazı kişi ve şirketlerin konsolosluklar ile yetkili aracı kurumların çevrim içi randevu sistemlerine “bot” olarak adlandırılan yazılımlar aracılığıyla erişerek randevuları toplu şekilde aldığı ve vatandaşların doğrudan randevu almasını güçleştirdiği öne sürülüyor. Açıklanan rakamlar da konunun büyüklüğünü ortaya koyuyor. Elbette soruşturma devam ediyor. Bu nedenle hakkında işlem yapılan kişileri bugünden suçlu ilan etmek doğru değil. Kimin hangi eylemden sorumlu olduğu yargı süreci sonunda ortaya çıkacak.

Ancak bu operasyon bize uzun zamandır konuşmamız gereken başka bir meseleyi yeniden hatırlattı:

Vize randevusu neden bu kadar değerli hale geldi?

Ben yıllardır turizm ve vize danışmanlığı sektörünün içerisindeyim. Her gün insanların aynı endişesine şahit oluyorum “Randevu bulabilecek miyim? Aslında bir vize danışmanının görevi randevu satmak değildir. Danışmanlık; başvuru sahibinin seyahat amacını doğru analiz etmek, gerekli belgeleri hazırlamak, dosyadaki eksikleri tespit etmek, konsolosluk prosedürlerini doğru şekilde takip etmek ve başvuru sahibinin süreci mümkün olduğunca hatasız yürütmesini sağlamaktır. Yani insanlar yalnızca bir randevu için değil, bilgi, deneyim ve profesyonel hizmet için danışmanlık alırlar.

Bu nedenle bugün yaşanan soruşturma üzerinden bütün vize danışmanlığı sektörünün zan altında bırakılması da büyük bir hata olur. Çünkü vize danışmanlığı yapmak başka şeydir, randevu sistemini manipüle ettiği iddia edilen yöntemlerle vatandaşın ulaşması gereken bir hizmeti ticari bir ürüne dönüştürmek bambaşka bir şeydir.

Randevunun Karaborsası Olmamalı

Bugün bir vatandaşın kendi başına sisteme girip randevu almakta zorlanması, fakat aynı vatandaşın karşısına “Ücretini verirsen randevu bulurum” diyen insanların çıkması zaten sistem açısından sorgulanması gereken bir durumdur. Bir ülkeden vize almak yeterince zorlaşmışken vatandaşın bir de randevu alabilmek için karaborsayla mücadele etmek zorunda kalması kabul edilebilir değil. Üstelik burada mağduriyet yalnızca turistik seyahat yapanlardan ibaret değil. Üniversitesine başlayacak öğrenci var. Tedavi için seyahat edecek insan var. Uluslararası fuara katılacak iş insanı var. Akademik programa gidecek öğrenci ve öğretim görevlisi var. Ailesini ziyaret edecek vatandaş var. Randevu bulunamadığında insanların yalnızca tatili iptal olmuyor; bazen eğitim, ticaret ve kariyer fırsatları da kayboluyor.

“Kesin Vize” Diye Bir Şey Yok

Bu süreçte vatandaşların da dikkat etmesi gereken çok önemli bir nokta var. Hiçbir danışmanlık şirketi vize sonucunu garanti edemez. Çünkü vize kararını danışmanlık şirketleri değil, ilgili ülkenin konsolosluk makamları verir.

Dolayısıyla “Kesin vize çıkarırım”, “Garantili vize”, “Konsoloslukta tanıdığımız var” gibi ifadeler başlı başına bir uyarı işareti olarak görülmeli. Profesyonel bir danışmanın verebileceği garanti, ancak kendi hizmetinin kalitesiyle ilgili olabilir. Dosyanızı doğru hazırlamak, süreci takip etmek, sizi doğru yönlendirmek…

Ama vize kararını garanti etmek mümkün değildir.

Bu Operasyon Sektör İçin Bir Tehdit Değil

Ben yaşananları yalnızca olumsuz tarafından değerlendirmiyorum. Aksine, eğer bu süreç vize danışmanlığı sektöründe kayıt dışı çalışanların, vatandaşları yanlış vaatlerle yönlendirenlerin ve sistemi manipüle eden yapıların ayıklanmasını sağlayacaksa, dürüst çalışan firmalar açısından önemli bir dönüm noktası olabilir.

Faturasını kesen, vergisini ödeyen, müşterisinin kişisel verilerini koruyan ve gerçekten danışmanlık hizmeti veren firmaların böyle bir denetimden çekinmesi için bir neden yok.

Ancak çözüm yalnızca operasyon yapmak da olmamalı.

Konsoloslukların ve yetkili aracı kurumların randevu altyapılarının otomatik yazılımlara karşı daha güçlü hale getirilmesi, randevuların gerçek başvuru sahipleriyle eşleştirilmesi ve toplu randevu alımının teknik olarak mümkün olduğunca engellenmesi gerekiyor.

Çünkü sistem aynı kaldığı sürece bugün bir yöntem engellense yarın başka bir yöntem ortaya çıkabilir.

Sonuçta mesele çok basit:

Vize danışmanlığı suç değildir.

İnsanların karmaşık bir başvuru sürecinde profesyonel destek alması dünyanın her yerinde olağan bir hizmettir.

Ama vatandaşın ücretsiz veya resmi bedeli karşılığında ulaşması gereken bir randevuyu yapay biçimde erişilemez hale getirip ardından o erişimi parayla satmak başka bir meseledir.

Belki de yaşanan bu operasyonun ardından Türkiye’de vize sektörünü yeniden konuşmanın zamanı gelmiştir.

Daha şeffaf, daha denetlenebilir ve vatandaşın gerçekten kime güvenebileceğini bildiği bir sistem hem seyahat edenlerin hem de bu işi yıllardır dürüstçe yapan danışmanların yararına olacaktır. Çünkü vize zaten yeterince zor. Bir de randevusunu zorlaştırmayalım.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.