Serhat Kılıç’ın ardından…

11 Eylül 2026 12:53
A+
A-

Eskiden her mahallede bir esnaf gençleri toplar, sabah akşam sohbet ederlerdi. Bu bir gelenek gibiydi. Her mahallede bir esnaf abi vardı. Biraz düşünür gibiydi. Neşeli sohbetler yapar ve herkes ile iyi arkadaştı.

Ben o döneme yetişemedim, sadece bir anım var. Dedemlere kalmaya gittiğimizde, dayımı hep mahallenin çerezcisi Selçuk abinin yanında bulurdum. Orada mahallenin gençleri ile sohbet ederdi. Selçuk abi çok renkli ve eğlenceli biri idi.

Bazı oyuncular vardır; onları yalnızca oynadıkları rollerle anlatmak mümkün değildir. Çünkü onların sanat yolculuğu, kamera karşısındaki birkaç dakikadan ya da bir dizide canlandırdıkları karakterden çok daha fazlasını ifade eder. Serhat Kılıç da böyle oyunculardan biriydi. Azerice rap yapan, Gangam paradise’ı aksanlı söyleyen biri idi. Seksenler dizisi audition seçmelerinde sana “Kırık Plak Ergun karakterini oynamanı istiyoruz.” demişler. O da tüm senaryoyu bildiği için zaten o rol için geldim demiş.

Benim Serhat Kılıç ile karşılaşmam ise çok ilginçti. Tiyatro ödülleri töreninde sahneye ödül almaya çıktığında ödülü ağlayarak aldım. Ben de birçok sanatçıya sahnede ödül verdim. Sahnenin enerjisini bilirim. O an keşke ben verseydim bu ödülü Serhat Kılıç’a diye duygulandım. Serhat Kılıç ikinci kere ödül almaya çıktığında ise hocası Zeliha Berksoy ödül verdi. Serhat Kılıç gene ağlamaya başladı. Ama o anı unutamam, hocasına vefasını, saygısını anlatırken ağlıyordu. Anılarından bahsetti. O sırada ben de işte bir sanatçı duygusal olmalı, hassas olmalı, ne güzel bir sahne dedim.

Ama şimdi bizi ağlattı. Serhat Kılıç hakkında bir belgesel ya da bir kitap yazan yok. Ya da star bir oyuncu değil ama Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde yanında beraber çalıştığı pek çok arkadaşı, küçük küçük anıları, karşılaşma hikâyeleri vardı. Salon doldu taştı. Herkes arkasından ağladı.

5 Eylül 2026’da 51 yaşında kaybettiğimiz Serhat Kılıç, geride tiyatrodan sinemaya, televizyondan eğitime uzanan üretken bir sanat hayatı bıraktı.

Biraz hayatından ve yaptıklarından bahsedeyim. 8 Temmuz 1975’te Ankara’da doğan, aslen Malatyalı olan Kılıç, Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nden yüksek şeref öğrencisi olarak mezun oldu ve profesyonel tiyatro hayatına Ankara Sanat Tiyatrosu’nda başladı. Daha sonra Diyarbakır ve Erzurum Devlet Tiyatrolarında görev yaptı, oyunculuğun yanı sıra yönetmenlik ve eğitmenlik de yaptı. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda reji üzerine yüksek lisansını tamamladı ve akademik çalışmalar yürüttü.

Geniş kitleler onu televizyon dizilerindeki rolleriyle tanısa da benim açımdan Serhat Kılıç denildiğinde akla ilk gelen işlerden biri Nuri Bilge Ceylan’ın 2014 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan “Kış Uykusu” filmindeki İmam Hamdi karakteridir. Cannes ve NBC benim için sinema sanatında uç noktadır.

Kılıç, bu filmde küçük görünen ama oyunculuğuyla iz bırakan bir karakter yarattı ve performansıyla 47. SİYAD Ödülleri’nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında aday gösterildi, 20. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri’nde ise Seçici Kurul Özel Ödülü’ne layık görüldü. “Ezel”, “Seksenler”, “Söz” ve “Kuruluş Osman” gibi yapımlarda da rol alan Kılıç’ın asıl temeli ise tiyatroydu. “İntiharın Genel Provası” oyunuyla İstanbul Şehir Tiyatroları kadrosuna katıldı ve bu oyundaki performansıyla Afife Tiyatro Ödülleri’nde aday gösterildi. 2012 yılında Cats&Dogs adlı prodüksiyon şirketini kuran, 2014 yılında ise oyunculuk, yazarlık, dans ve şan eğitimi verilen Serhat Kılıç Okulu’nu hayata geçiren sanatçı, oyunculuğu yalnızca bir meslek olarak görmeyen isimlerden biriydi. Ölümünün ardından ortaya çıkan soruşturma sürecinde kesinleşmemiş bilgiler üzerinden yorum yapmak yerine adli sürecin sonucunu beklemek gerektiğini düşünüyorum.

Bir sinema yazarı olarak Serhat Kılıç’ı ölümünün ayrıntılarıyla değil, geride bıraktığı oyunculukla hatırlamak daha doğru. Serhat Kılıç da tiyatro sahnesinden sinemaya, televizyondan eğitime uzanan çalışmalarıyla geride iz bırakan oyunculardan biri oldu.

Bir insan eğer bu dünyada hatırlanmak istiyorsa, herkesin kalbine dokunması yeterli. Yoksa üç günlük Instagram ya da YouTube influencer’ı olmak hiç önemli değil. İyi ki yaşadın, Serhat Kılıç. Esas bizim Serhat Kılıç gibi dostlara, bizden insanlara ihtiyacımız var. Serhat Kılıç’ın ardından kalan ise rollerinden daha büyük: Sanata emek vermiş bir oyuncunun izi olarak hatırlanacak. Huzur içinde uyusun. İyi seyirler.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.