Çalıkuşu: Gülşah Yavuz
Sinema ve tiyatro eserlerinde Türk izleyicisinin en çok sevdiği konuların başında dram ve umutsuz aşk geliyor. Gerçi tüm dünya umutsuz aşkları ve başarı hikâyelerini seviyor.
Benim de sevdiğim yazarlardan biri Reşat Nuri Güntekin. Hepimizin en çok bildiği eserleri Yaprak Dökümü ve Kavak Yelleri. Size farklı bir anekdot vereyim: Kavak Yelleri, yazarın ölümünden sonra yazıları arasında bulunan metinlerden hareketle romanlaştırılmış bir eser.
Çalıkuşu ise benim için ayrı bir yerde duruyor. İlk kez filmini mi, dizisini mi seyretmiştim, hatırlamıyorum. Aydan Şener ve Tarık Tarcan’ın oynadığı yapımı televizyonda izlediğimi hatırlıyorum.
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da, Oyun Atölyesi’nde, Bursa doğumlu oyuncu Gülşah Yavuz ve Çalıkuşu oyununun yazarı Elçin Gürler ile bir söyleşi gerçekleştirdim. Müjdat Gezen Sanat Merkezi mezunu Gülşah Yavuz, ilk tiyatro oyunlarıyla ödüller kazanmış, uzun zamandır takip ettiğim bir oyuncu.
Bir alkışla başlayan yolculuk
Gülşah Yavuz’a oyunculuğa nasıl başladığını sordum. Bursa’da doğduğunu, ilk, orta ve lise eğitimini burada tamamladığını anlattı. Lise yıllarında tiyatro kulübünde sahneye adım atmış, ilk kez bir oratoryoda anlatıcı olarak görev almıştı.
Oyun bitip alkışları duyduğunda içinde hem tiyatroya karşı derin bir endişe hem de büyük bir aşk doğmuştu. Lise yıllarında sahafları geziyor, bol bol kitap okuyordu. Hatta konservatuvara başladıktan sonra Bir Aktör Hazırlanıyor kitabını, lisede bir oyuncunun hikâyesini anlatan bir roman olarak okuduğunu hatırlıyor.
Öğretmenlerinin yönlendirmesiyle konservatuvar sınavlarına hazırlanan Yavuz, daha sonra Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde dört yıl burslu eğitim aldı. Bu eğitimin kendisine yalnızca teknik bilgi değil, mesleğe karşı bir duruş da kazandırdığını söylüyor. Müjdat Gezen’e, Göksel Koray’a ve emeği geçen bütün hocalarına teşekkür ediyor.
Kamera önünden tiyatro sahnesine
Mezuniyetinin ardından ilk profesyonel kamera önü deneyimini yönetmen Başak Soysal ile yaşayan Gülşah Yavuz, daha sonra kısa filmlere yönelmiş. Tunahan Kurt’un yazıp yönettiği bir filmde Erkan Can ile başrolü paylaşmış ve bu performansıyla ilk ödülünü kazanmış.
Ardından televizyon dizileri ve reklamlarla kamera önü deneyimini geliştiren oyuncu; Tunahan Kurt, Başak Soysal, Neslihan Yeşilyurt, Ali Bilgin, Cem Karcı ve Erdem Tepegöz gibi yönetmenlerle çalışma fırsatı bulmuş.
Söyleşimiz sırasında Haluk Bilginer ile yaşadığı unutamadığı bir anısını da anlattı.
Kariyerinin henüz başlarında bir sette karşılaştığı Haluk Bilginer, ona ne işle meşgul olduğunu sormuş. Henüz bir projede yer almadığı için kendisine oyuncu demeye çekinen Yavuz, yaratıcı drama eğitmenliği yaptığını söylemiş.
Haluk Bilginer ise şu sözleri söylemiş:
“Şimdi size öğretmenim diyorum ama bir gün mutlaka meslektaşım diyeceğim.”
Gülşah Yavuz, bugün bu anıyı Oyun Atölyesi’nde anlatırken gözlerinin dolduğunu söylüyor.
Bazen bir insanın söylediği birkaç cümle, başka bir insanın hayatında yıllarca taşıdığı bir umuda dönüşüyor.
Ödüller ve Çalıkuşu yolculuğu
Kamera önüne alıştığı bir dönemde tiyatroya dönmekten çekinen Yavuz, anneannesini kaybettiği zor günlerde Elçin Gürler’in Mavi Müzikhol oyuncu seçmelerine katılmış. Oyunun başrolüne seçilmesiyle profesyonel tiyatro hayatına adım atmış. İlk oyunuyla Üstün Akmen ve Direklerarası tiyatro ödüllerine layık görülmüş.
Başarısının ardından üç farklı oyun teklifi almasına rağmen kendisini hazır hissetmediği için kabul etmemiş. Yaklaşık iki yıl sonra Elçin Gürler, bu kez tek kişilik yeni bir Çalıkuşu uyarlamasıyla karşısına çıkmış. Metni beğenen ve yazara güven duyan Yavuz, projeyi kabul etmiş.
Anadolu turnelerinde seyirciyle buluşmaktan büyük mutluluk duyduğunu anlatıyor. Oyun sonrasında izleyicilerle sohbet etmek, bir insanın hayatına dokunabilmek ve yüzünde tebessüm yaratabilmek onun için paha biçilmez.
Ancak hayatın da kendine ait bir mizahı var. Çalıkuşu oyununun prömiyerine birkaç saat kala ciddi bir ameliyat geçirmek zorunda kalmış ve aylarca hazırlandığı oyuna çıkamamış.
Bu deneyim ona önemli bir şey öğretmiş: Oyunculuk yalnızca sahnede olmayı değil, planlar bozulduğunda yeniden ayağa kalkmayı da öğretiyor.
Bugün hem tiyatroda hem de sinema ve televizyon projelerinde üretmeye devam eden Gülşah Yavuz, seyirciyle buluştuğu her anın kendisine yaşam enerjisi verdiğini söylüyor.
Elçin Gürler’in kaleminden yeni bir Çalıkuşu
Söyleşimizin diğer konuğu, Çalıkuşu oyununun yazarı Elçin Gürler’e, Reşat Nuri Güntekin’in unutulmaz eserini sahneye taşırken nasıl bir yol izlediğini sordum.
Gürler, romandaki hikâyeyi yazarın cümlelerini doğrudan kullanmadan yeniden kaleme aldığını ve daha dinamik, sahnede yaşayan bir performansa dönüştürdüğünü anlatıyor. Kadın hikâyelerine odaklanmayı sevdiğini belirten Gürler, oyunun 2025 yılında sahnelenmeye başladığını, zaman içinde bazı bölümleri yeniden düzenleyerek metni geliştirdiğini söylüyor.
Başlangıçta başka bir oyuncuyla düşünülen projede, daha sonra Gülşah Yavuz’un bu rol için uygun olduğuna karar vermiş ve metni oyuncunun yorumuna göre yeniden ele almış.
Tiyatro canlı bir sanat. Bir hikâye, oyuncusuyla ve seyircisiyle birlikte yeni anlamlar kazanabiliyor. Çalıkuşu gibi kuşaklar boyunca okunan bir eseri yeniden yorumlamak da ayrı bir sorumluluk istiyor.
Bir hikâyeden geriye kalan
Gülşah Yavuz ve Çalıkuşu oyununun yazarı Elçin Gürler’e bu güzel söyleşi için teşekkür ediyorum.
Bu buluşmada yalnızca bir tiyatro oyununu değil, bir oyuncunun hayallerini, ilk ödülünün heyecanını, kayıplarını ve yeniden ayağa kalkma mücadelesini de konuştuk.
Reşat Nuri Güntekin’in Feride’si yıllardır bizimle. Her kuşak onun hikâyesinde kendinden bir şeyler buluyor. Belki aşkı, belki özgürlüğü, belki de bütün zorluklara rağmen hayata devam etme cesaretini…
Gülşah Yavuz ve Elçin Gürler’in Çalıkuşu yorumunu izleme listeme ekliyorum. Feride’nin bu yeni yolculuğunu sahnede görmek için sabırsızlanıyorum.
Sanatla, tiyatroyla ve güzel hikâyelerle dolu günlerde buluşmak dileğiyle…
Başarılar ve iyi seyirler!
