Futbolun perde arkasındaki ses

Futbolun perde arkasındaki ses
24 Ocak 2026 13:59
A+
A-

Hande Durmuş / Röportaj

Futbola olan tutkusu çocuk yaşlarda başlayan Anıl Uygur, bu sevgisini mikrofon başına taşıyarak spor spikerliği mesleğinde kendine sağlam bir yer edindi. Bursa ve çevresinde alt lig maçlarını anlatan Uygur, saha şartlarından hazırlık sürecine kadar spikerliğin perde arkasını anlattı.


Sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Anıl Uygur. 1992 doğumluyum. Yaklaşık 8 yıldır basın sektörünün içindeyim. Spor spikerliği ise çocukluğumdan beri hayalini kurduğum bir meslekti. Daha önce aktif olarak futbol da oynadım. Sporu ve futbolu sevdiğim için bu alanın hep içinde oldum. Son 4 yıldır aktif şekilde spor spikerliği yapıyorum. Özellikle alt liglerde, Bursa ve çevresinde karşılaşmalar anlatıyorum. Bunun yanı sıra özel turnuvalar ve çeşitli spor organizasyonlarında da görev alıyorum.
Mesleğe nasıl başladınız?
Mesleğe ilk olarak Bursa’da Süper Amatör Küme maçlarını anlatarak başladım. O dönemde alt lig maçlarını çeken, yayınlayan büyüklerimiz vardı. Aynı zamanda AS TV’de çalışıyordum. Daha önce BS TV’de spor muhabirliği de yapmıştım. Zaten futbolun ve sporun içindeydim, böyle bir hedefim de vardı. Süreç bu şekilde doğal olarak gelişti.


Maç anlatmak sizin için nasıl bir his? Mesleğin zorlukları ve güzel yanları neler?
İlk başlarda alt ligleri anlatmaya başladığınızda, eğer o ligleri yakından takip etmiyorsanız bilgi eksikliği yaşayabiliyorsunuz. Oyuncuları tanımakta zorlanmak mümkün. Ancak zamanla bu sorun aşılıyor. Asıl zorluk ise stadyum şartları. Üst liglerdeki gibi her zaman ideal ortamlar olmuyor. Konum sıkıntıları, kör noktalar, bazen oldukça elverişsiz anlatım alanları olabiliyor. Bu açıdan zorlayıcı diyebilirim. Bir de maç temposu düşükse anlatmak zorlaşabiliyor ama oyunun içinde kalmayı başarırsanız her türlü maç anlatılabiliyor.
Maçlardan önce nasıl hazırlanıyorsunuz?
Maçlardan önce her iki takımla ilgili detaylı araştırma yapıyorum. Oyuncuların performansları, form durumları, kaç maç oynadıkları, attıkları goller, gördükleri kartlar gibi istatistikleri inceliyorum. Teknik direktörler hakkında bilgi topluyorum. O hafta ya da sezon içinde yaşanan önemli gelişmeleri mutlaka not alıyorum. Bunun dışında stadyumlarla ilgili kültürel bilgileri de araştırmayı seviyorum. Örneğin Karacabey’deki Mehmet Fehmi Gerçeker Stadyumu’nun ismini taşıyan Mehmet Fehmi Gerçeker’in Cumhuriyet döneminin ilk Diyanet İşleri Başkanlarından biri olduğunu bu araştırmalar sırasında öğrenmiştim. Bu tür bilgileri aktarmayı sevdiğim için hazırlıklarımı oldukça detaylı yapıyorum.
Maçtaki tempoyu nasıl yakalayıp hızlı sunabiliyorsunuz?
Bu bana sık söylenen bir şey. Bunun temel sebebini futbolu çok sevmeme bağlıyorum. Futbol oynamış olmam ve sürekli maç izleyen biri olmam çok etkili. Yerli-yabancı fark etmeksizin maç takip etmeyi seviyorum. Stadyum şartları bazen dikkatinizi dağıtabiliyor ama sahada kalmayı başarıyorsunuz. Ayrıca organizasyonlar ve halı saha turnuvalarında da maç anlatıyorum. Açıkçası oralarda anlatım temposu, 90 dakikalık büyük saha maçlarına göre daha zor. Bu da reflekslerimi geliştirdi. Bu yüzden büyük maçlarda tempo konusunda artık zorlanmadığımı düşünüyorum.

Bugüne kadar anlattığınız maçlar arasında sizi en çok etkileyen ya da unutamadığınız bir maç hangisiydi?

Geçtiğimiz sezon HT Spor’da anlattığım Elazığspor–Vanspor karşılaşması benim için çok özeldi. Ülke gündemine de damga vuran bir maçtı. İlk maçta Van’da yaşanan olaylar sonrası Elazığ’da çok gergin bir atmosfer vardı. Karşılaşma yarıda kaldı. Vanspor’la ilgili benim de ilginç bir anlatım hikâyem var. Daha önce anlattığım Bursaspor–Vanspor maçında Vanspor sahadan çekilmişti. Bu açıdan Vanspor maçlarının bende ayrı bir yeri var. Bir diğer unutamadığım maç ise geçtiğimiz sezon anlattığım Bursaspor–Kahramanmaraşspor karşılaşması. Maraş’ta oldukça butik bir stadyumdaydı. Maç anlatım kabini taraftar grubunun hemen üstündeydi ve o gün inanılmaz bir fırtına vardı. Abartısız söylüyorum, adeta beşik gibi sallanıyorduk. Bu da hafızamdan silinmeyen maçlardan biri oldu.
Canlı maç anlatımlarında genellikle erkek spikerleri görüyoruz. Kadın spikerler var mı, neden ön planda değiller?
Şu an birlikte çalıştığım kurumda Elif Hanım var. Kendisi Ankaragücü maçlarını anlattı, bölge maçlarında görev alıyor. Farklı branşlarda da maç anlatmış bir spiker. Kendisi işini çok iyi yapıyor ve bu alanda kadın spikerlerin önünü açtığını düşünüyorum. Kadın meslektaşlarımız arasında futbol bilgisine hayran olduğum, çok başarılı isimler var. Belki maç anlatımındaki ton ve heyecan algısı nedeniyle erkek spikerler daha fazla tercih ediliyor olabilir. Bunu biraz biyolojik ses farkına bağlıyorum ama Elif Hanım bu algıyı kıran isimlerden biri.
Bu mesleği yapmak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?
Futbol spikerliği yapmak isteyenler mutlaka çok maç izlemeli. Sesli kitap okumalarını özellikle tavsiye ediyorum. Diksiyon, Türkçeyi doğru ve etkili kullanmak bu işin olmazsa olmazı. Benim bu mesleğe başlamamda rahmetli Fikret Engin’in de çok büyük katkısı oldu. Kendisi ülkemizin önemli spor spikerlerinden biriydi ve ondan çok şey öğrendim. Türkçe kelime dağarcığını geliştirmek, diksiyon çalışmak ve futbolla iç içe olmak çok önemli.
Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Bu mesleğe hevesli, ilgili çok sayıda genç arkadaşımız var. Biz de onlardan biriyiz. Yeni ve genç spikerlere daha fazla şans verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Umarım bu alanda daha fazla fırsat yaratılır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.