Bursaspor süper olacak
HANDE DURMUŞ / RÖPORTAJ
TSYD Bursa Şubesi Başkanı Mehmet Ali Ekmekçi, Trendyol 1’nci Lig’e yükselen Bursaspor’un ‘evi’ olan Süper Lig’e döneceğine inandığını söylerken, medyanın da takım için itici güç olduğunu belirtti.
Kent Bursa Gazetesi’ne önemli açıklamalarda bulunan TSYD Bursa Şubesi Başkanı Mehmet Ali Ekmekçi, yürütülen transfer stratejisinin başarılı olduğunu söyledi.
Bursaspor’u nasıl bir sezon bekliyor?
2026-2027 sezonunda Trendyol 1. Lig’de mücadele eden Bursaspor, büyük bir inanç taşıyor. Futbolcular ve teknik kadrodan yüksek bir beklenti var. Herkesin mottosu ‘Süper Lig’ oldu. 2 sezonda 2 şampiyonlukla 2 lig yükselen Bursaspor benzeri görülmemiş bir galibiyete imza attı. Kulüp geçmişteki zor günleri geride bırakarak güçlü bir idari ve sportif planlamayla küllerinden doğdu. Yeşil-beyazlı camianın tek odağı en üst lig olan Süper Lig’den başka bir şey değildir. Bursaspor’un yeri her zaman en zirvedir. Takımı “ait olduğu Süper Lig’de” görmek için sabırsızlanırken, kulübün en kısa sürede eski başarılı günlerine döneceğine yürekten inanıyorum. Teknik Direktör Mustafa Er ve ekibi de tecrübelerini konuşturarak hedef odaklanmış durumdadır.
Kadro istikrarı ve transfer avantajı nelerdir?
Bursaspor Başkanı Enes Çelik ve yönetiminin yürüttüğü transfer stratejisini başarılıdır. Geçmiş dönemlerde yapılan doğru takviyeler bu sezona büyük bir zemin hazırladı. Rakipler sıfırdan kadro kurmaya çalışırken, Bursaspor kurulu yapısı ve kadro istikrarı sayesinde yeni sezona çok daha avantajlı girdi. Bursaspor çok yakın geçmişte adeta uçurumun kenarındaydı, koca bir camianın üzerine toprak dökmeye hazırlananların hevesleri kursağında kaldı. “Kör kuyulardan, dar yollardan sıyrılıp giden bir Bursaspor’da Enes Çelik yönetimi şehre yeniden güven ve şampiyonluk ruhu aşıladı. Günü kurtaran değil geleceği planlayan bir kulüp yapısı inşa edildi.
“ŞEHİRLERDEKİ KENETLENME HAVASI”
Şehirde birlik havası nasıl oluştu?
Bu sezonun en büyük itici gücü “şehirdeki kenetlenme havası” olacak. TSYD Bursa Şubesi önderliğinde Bursa medyasının bu zorlu süreçte her zaman yapıcı bir rol üstlendiğini, takımı asla yalnız bırakmadığını ve Süper Lig yolunda basının da üzerine düşen sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmeye devam edeceğini ifade etmek gerekir. Unutulmaması gereken en önemli olgu tozpembe günlerde değil kriz anlarda sağlanacak olan beraberliktir. Bursaspor son dönemlerde herhangi bir söyleme ihtiyaç duymadan siyasette de şehirde de birlik havasını organik bir şekilde oluşturmayı başarmıştı.
Bursaspor yönetimi nasıl bir idare anlayışı ortaya koyuyor?
Yeşil Beyazlılar, yönetim kurulunun akil idare anlayışı ve felsefesi sayesinde ayakları yere basan ama iddialı bir yerli kadro kurmayı başarmıştı. Bu sayede de önce 3’üncü ardından da 2’nci ligde önemli eşikleri atlayarak şampiyonluğa ulaştı. Şimdi bambaşka bir lig oynayacaklar. Süper Lig öncesindeki en ciddi basamak burası olacak. Timsah’ın avantajları rakiplerine göre çok daha fazla seviyede ancak bunu lehine kullanabilmesi için gücünü sahada göstermesi gerekiyor. Maçların hepsi sahada kazanılır. Her ligde rakipleri Bursaspor’a karşı ayrı bir motivasyonla sahaya çıkar. Gün sonunda kabul edilmesi gereken en önemli konu Yeşil Beyazlıların 2009-2010 sezonunda Süper Lig şampiyonluğunu elde etmiş olmasıdır. Ondan sonra süre gelen yönetim zafiyetleri ve yanlış kadro mühendisliği tercihleri yüzünden darboğaza girilmiş, ekonomik olarak sancılı bir dönem yaşanmıştır. O karanlık ve kuytu geceler yeniden yaşanmaması adına Başkan Enes Çelik ve arkadaşları çok daha kararlı ve emin adımlarla ilerleyerek, kulübün geleceğine de ipotek koymadan yol alma derdine düştü. Trendyol 1’nci Lig’de potansiyel ve iktisadi olarak çok sayıda takımın Bursaspor’un gerisinde olduğu gün gibi aşikar olsa da yine de önlem alınıp, itidalli bir duruş sergileyerek Süper Lig’e bu sezon dönüleceğini düşünüyorum.
“BURSA TSYD DİĞER ŞUBELERLE SAĞLIKLI BİR REKABETTE”
Bursa medyası için TSYD Bursa Şubesi neler yapıyor?
Göreve geldiğimiz günden beri, ben ve ekip arkadaşlarım sadece sorumluluk alarak değil aynı zamanda öncü olarak da meslektaşlarımıza hizmet etmeye çalışıyoruz. Özellikle Atatürk Spor Kompleksi Matlı Stadyumu’nda kendilerinin en iyi şekilde görev yapabilmesi için olağanüstü bir gayretle çalışıyoruz. Hem basın tribününde hem de saha kenarında mesleklerini icra eden arkadaşlarımızın konforu bizim için kıymetli. Görev alanlarının hepsinde her maç öncesinde eksiklerini gidermeye ve kusursuza yakın bir ortamda çalışmalarına fırsat sağlıyoruz. Bursaspor Kulübü ile de yakın ilişkilerimiz ve iş birliğimizle bu süreci birlikte yönetiyoruz. Saha içindeki kenar saha dışında da iyi bir takım oyunu sergileyerek kendi alanımızda da TSYD’nin diğer şubeleriyle de sağlıklı bir rekabete girdiğimizi düşünüyorum.
TSYD Bursa Şubesi’nin hedef ve projeleri nelerdir?
2024 yılında gerçekleştirdiğimiz kongremizde sunduğumuz projelerin çoğunu hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Elimizdeki dar bütçeyle başta üyelerimizin ardından da meslektaşlarımızın ihtiyaç, öneri ve taleplerine hızlı bir dönüş sağlıyoruz. ‘Ben’ değil ‘biz’ mantığıyla ilerleyerek Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Bursa Şubesi yönetimi olarak geleceğe projeksiyon tutan bir yapı oluşturmanın gayreti içerisindeyiz. Mesleği ileriye taşıyacak, erozyona uğratmaya, karalamaya çalışanlara karşı direnç gösterecek, bu işin doğru ellerde yoğrulduğu takdirde kamuoyuna nasıl bir fayda getirdiğine dair çalışmalar yürütecek taze beyinlere ihtiyacımız var. Altyapısını kurguladığımız TSYD Bursa Şubesi Ödülleri yarışması için de son düzlüğe gelmiş vaziyetteyiz. Yerel yönetimlerle iş birliği halinde meslektaşlarımız için de etkinlik planlamamız devam ediyor.
“ORGANİK HABERCİLİĞİN TADI BİR BAŞKA”
Yeni medya düzeni ve yapay zekâ haberciliği nasıl etkiledi?
Artık konvansiyel medya anlayışında inovasyon gerçekleşmiş vaziyette. Bireysel olarak düşüncem sosyal medya haberciliğinin kuyruğuna takılmaktan ziyade, internet haber siteleri ile kökleşmiş medyaların dijital haber kanallarını geliştirerek işin kurumsal tarafını da güncellememiz gerçeğidir. Mesleğin içindeki işlerine dört kolla sarılacak, olumsuzlukların üzerinde takılı kalmadan pozitif noktada geliştirilmesi gereken alanlara enerji harcamak zorundayız. Yapay zekânın işimizi kolaylaştıracak yönlerini kesinlikle desteklemekle birlikte haber yazdırma gibi duygu barındıran ve editöryel yetilerin ön planda olduğu alanı masum bırakmalıyız. Türlü yapay zekâ uygulamalarına yazdırılan haberlere herhangi bir müdahale edilmeden servis etmeden farklı sıkıntıları da doğurabilir. Bizlerin kamuoyuna organik bir şekilde aktardığı haberin lezzeti, fabrikasyon ürün olan habercilikte maalesef yoktur.
