Kış tatili sadece kayak değil
Kış ayları geldiğinde çoğumuz seyahati rafa kaldırıyoruz.
“Yaza çıkarız.”
“Şimdi soğuk.”
“Mevsimi değil.”
Ama son yıllarda tablo biraz değişti. Hatta epey değişti.
Kış turizmi artık sadece kayak yapanların ilgilendiği bir alan değil. İnsanlar kalabalık yaz sezonu yerine daha sakin, daha atmosferli, daha kendine ait bir deneyim arıyor. Karla kaplı bir manzaraya karşı kahve içmek… Şömine başında uzun bir akşam geçirmek… Sabah perdeyi açtığında bembeyaz bir doğayla karşılaşmak.
Bazen mesele kayak yapmak değil; o hissi yaşamak.
Avrupa’da Alpler bölgesi bu sezon yine oldukça hareketli.
Chamonix-Mont-Blanc ve Zermatt gibi merkezler artık sadece profesyonel kayakçılara hitap etmiyor. Dağ manzaralı spa otelleri, butik dağ evleri, iyi restoranlar… İnsanlar spor kadar konforu da önceliklendiriyor. Bir anlamda kayak tatili daha rafine bir deneyime dönüşmüş durumda.
Bir başka dikkat çeken rota ise kuzey ışıkları.
Lapland, Tromsø ve İzlanda son iki yıldır ciddi talep görüyor. Özellikle balayı çiftleri ve “farklı bir şey yaşamak istiyoruz” diyenler bu rotalara yöneliyor. Cam iglolar, kar üstünde yapılan aktiviteler, uzun kış geceleri… Soğuk ama bir o kadar da büyüleyici.
Yurt içinde de benzer bir hareket var. Uludağ, Palandöken Kayak Merkezi ve Erciyes Kayak Merkezi özellikle hafta sonu kaçamaklarında doluluk oranlarını artırmış durumda. 2-3 gecelik planlar öne çıkıyor. Aileler çocuklar için kayak okullarını araştırıyor, gençler ise eğlence konseptli otellere yöneliyor. Kış tatili daha kısa ama daha planlı hale geldi diyebiliriz.
Belki de en önemli değişim şu:
Artık insanlar “gideyim geleyim” demiyor. Orada bir atmosfer yaşamak istiyor. Yazın deniz neyse, kışın kar manzarası da aynı etkiyi yaratıyor. Hatta çoğu zaman daha sakin, daha kişisel bir deneyim sunuyor.
Elbette kış seyahati biraz daha dikkat istiyor. Hava koşulları, ulaşım planlaması, yurtdışı için vize süreçleri… Son dakikaya bırakıldığında zorlayıcı olabiliyor. Ama doğru planlandığında kış, yılın en keyifli seyahat dönemlerinden biri haline geliyor.
Belki de artık soruyu değiştirmek gerekiyor.“Kışın gidilir mi?” yerine“Bu kış nereye gitsek?” demenin zamanı gelmiş olabilir.
Benim gözlemim şu:
Turizm artık mevsimle sınırlı değil. Doğru planlandığında her dönem kendi hikâyesini sunuyor. Önemli olan takvime değil, ihtiyacımıza göre seyahat etmek. Çünkü bazen en güzel yolculuklar, en soğuk görünen mevsimde başlıyor.
