Millet Partisi Genel Başkanı Cuma Nacar: Çözüm dış güçlerde değil, milli iradede
YASEMİN ÖZKEREM / RÖPORTAJ
Millet Partisi Genel Başkanı Cuma Nacar ve parti yönetimi Kent Bursa Gazetesi’ne ziyarette bulundu.
Kent Bursa Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yasemin Özkerem ile yaptığı röportajda dikkat çeken açıklamalarda bulunan Nacar, merak edilen tüm soruları içtenlikle cevapladı.
-Sayın Genel Başkan, Bursa’ya hoş geldiniz. Değerli vaktinizden bize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz. Öncelikle sizi tanıyarak söyleşimize başlayalım istiyorum.
-Hoş bulduk, ben de teşekkür ediyor, kolaylıklar diliyorum. Takipçilerimize, okuyucularımıza sevgiler, saygılar sunarım; huzur ve mutluluklar diliyorum. Röportaja başlamadan önce Kent Gazetesi’ne partimize, çalışmalarımıza gösterdiği ilgiden dolayı çok teşekkür ediyor ve yayın hayatında başarılarının devamını diliyorum.
1969 yılında Gaziantep’te dünyaya gelmişim. Gaziantep’in köklü kültürel ve manevi atmosferinde dünya görüşüm yeşermeye başladı. Henüz ortaokul yıllarında ise Millet Partisi’nin öncülü olan Yeniden Millî Mücadele Hareketi ile tanıştım. Bu tanışma ile birlikte fikri tercihlerim şekillendi, hayatımın istikametini belirleyen ideolojik tarafım istikametini buldu.İstanbul Hukuk Fakültesi’nde okurken ve sonrasında da hayatım boyunca Millî Mücadele Hareketi ve Millet Partisi hayatımın merkezinde yer aldı… Partimizin değişik kademelerinde görevler aldım. İl Yönetim Kurulu üyeliği, MKYK üyeliği, Genel Başkan Yardımcılığı ve Genel Sekreterlik görevlerinde bulundum. Kurucu Genel Başkanımız Bilge Lider Aykut Edibali’nin 14 Ocak 2022 tarihinde rahmetli olması sonrası, 27 Şubat 2022’de yapılan Olağanüstü Büyük Kurultay’da Genel Başkanlığa seçildim.Bilge Lider Aykut Edibali’nin yetiştirdiği müstesna kadroyla ve onun fikir örgüsünde, yetkin kadrolarla Türk milletinin teveccühü ile demokratik yollardan, millete dayanarak iktidar olmak ve Türkiye’yi ‘Muhteşem Türkiye’ hâline getirmek için çalışmaya devam ediyoruz.
“BURSA, TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERLERİ YÜKSEK BİR ŞEHİRDİR”
-Söyleşimize Bursa’dan başlayalım istiyorum. Bursa hakkında neler söylemek istersiniz?
-Bursa’nın gönlümüzde bambaşka bir yeri bulunmaktadır. Güzel şehrimiz yeşil Bursa, Osmanlı Türk Cihan İmparatorluğu’nun kuruluş başkentlerinden birisi olarak tarihi değeri, önemi tartışılmaz. Tarihi ve kültürel değeri, doğal güzellikleri yanında tarım ve sanayi açısından da çok önemli şehirlerimizden birisidir Bursa’mız…Ne var ki bütün şehirlerimizde olduğu gibi Bursa’mızın da birçok önemli sorunu bulunuyor. Bu sorunları elbette yakından gözlemliyoruz. İl başkanlıklarımız periyodik aralıklarla Genel Merkezimize illerimizin sorunlarına dair raporlar göndermektedir. Genel Başkanlığımızca oluşturulan, her biri alanında uzman kişilerden oluşan ‘Millet Partisi Bilim Kurulları’ da bu problemlerin çözümü için sürekli çalışmalar yapmakta ve bilimsel projeler geliştirmektedir… Halkımızın teveccühü ile yerel yönetimleri elde ettiğimizde bütün sorunlarını çözecek ehliyet, liyakat ve donanıma sahibiz. Bize göre Bursa’mızın başlıca problemleri şunlardır: Düzensiz-plansız göç, şehrin güvenliği, içme ve sulama suyu, atık su, kronikleşmiş trafik, çevre-hava kirliliği, vatandaşlarımızı ev sahipliğinden kiracı yapan kentsel dönüşüm, yanlış imar uygulamaları, depreme ve tabii afetlere dirençli ve sıvılaşma özelliği bulunmayan zemine sahip alanların tespiti ile bu alanlarda yapılaşma ve şehrin kültürel ve ekonomik dokusundaki ahengin giderek bozulması gibi… On binlerce bina, yapı kullanma izni sorunu yaşıyor. Sadece Nilüfer’de 25 bin hane yapı kullanma izni sorunuyla karşı karşıyadır. Hızlı ve plansız büyüme, altyapı eksikliğini, kaçak yapılaşmayı ve deprem riski taşıyan bina stokunu artırıyor…
UYDU KENT REÇETESİ
-Bu sorunlar nasıl çözülebilir?
Öncelikle yapı stokunun tamamının incelenmesi, güçlendirilmesi mümkün olanların devlet desteği ile güçlendirilmesi, mümkün olmayanların da yok pahasına vatandaşımızın arsaları ellerinden alınıp, kiracılığa düşürmeden yine devlet desteği ile vatandaşlarımızın ev sahibi olarak hayatlarını sürdürecekleri bir kentsel dönüşüm hızla gerçekleştirilmelidir. Bir bakıma Bursa’mızın tarihi kentleşme stratejisine tekrar dönerek, yapılaşmanın tarım arazilerinden dağ eteklerinden devam ettirilmesi gerekmektedir. Şehir merkezlerinin yoğunluğunu azaltmak istiyoruz. Sadece Bursa için değil, benzer sorunlar yaşayan tüm şehirlerimiz için tasarladığımız gerçekleştirmek istediğimiz Millet Partisi’nin projelerinden birisinden söz etmek istiyorum:
Parti Programımızda da yer alan projemize uygun olarak şehir merkezlerinin dışında ‘UYDU KENTLER’ kuracağız. Sağlıklı, güvenli, orta ölçekli yepyeni kentler inşa etmeyi hedefliyoruz. Tabir yerindeyse konutlar arasında küçük yeşil alanlar değil, büyük yeşil alanlar içinde yerleşim alanları imar edeceğiz. Merkezinde her türlü sosyal ihtiyacın temiz ve güvenle karşılandığı; parklarıyla, okullarıyla, sağlık kuruluşlarıyla, spor tesisleriyle donatıldığı; geniş yolların, otoparkların, su sorunlarının akıllıca çözümlendiği, yeni şehirler yapacağız. Bu güzel, planlı yaşam alanlarının biraz uzağında, yüksek standartlarda metro, tramvay gibi toplu taşıma araçlarıyla hızla ulaşılabilecek; güneş enerjisiyle, arıtma sistemleriyle çevreye zarar vermeyecek sanayi siteleri, fabrikalar kurulması teşvik edilecektir. Kısaca özetlemeye çalıştığım bu UYDU KENTLER; hem Bursa’mıza, hem de bütün şehirlerimize refah, ferahlık, güvenlik ve sağlık getirecektir.Öte yandan tarımsal üretimi artırmak için kooperatifçiliği yeni bir anlayışla organize edeceğiz. Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar durumlarından, kazançlarından memnun; halkımız daha sağlıklı ve ucuz gıdaya kolay ulaşacak kooperatifler planlıyoruz.
-Esas meselenin planlama, organizasyon meselesi olduğunu mu düşünüyorsunuz?
-Evet… Bilinen tabirle; un var, yağ var, şeker var ama helva yapacak ustalarımız yok. Şunu demek istiyorum: Bütün mesele öngörüsüz, tedbirsiz, plansız, programsız, el yordamıyla geleceği yönetmeye çalışma bozukluğudur.Sürekli sanayi bölgesi yapılırsa ‘Nilüfer’e nüfus baskısı artacak’ deniyor. Hangi ilçede hangi yerin, yarın ne olacağı belli değil… Bu öngörüsüzlük veplansızlık; hem yerel yönetimlerde, hem ülkemizin yönetiminde hâkim. Böyle belde, belediye, şehir yönetilmez! Böyle ülke yönetilmez!Belediyelerimizin, illerimizin ve Türkiye’nin geleceği; beş bin yıllık milli kültürümüzün, şehircilik deneyimimizin ve medeniyet tecrübemizin rehberliğinde, ilim, mimari, şehircilik ve teknoloji ehlinin öngörüsüyle, ortak akılla planlanıp-programlanarak kabul edilmeli; kim gelirse gelsin, hangi parti iktidar olursa olsun plan-program kesintisiz işlemelidir.
-Biraz da belediye başkanlarından söz etsek. Örneğin Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey görevden uzaklaştırıldı. Nasıl yorumluyorsunuz?
-Evet, ne diyelim! Ana problem hukuksuzluk. Biz her zaman adalet, her yerde adalet, herkes için adalet istiyoruz… Ülkemiz hukuk devleti olsun istiyoruz. Sayın Mustafa Bozbey için de meseleyi bağımsız yargımız hızlı bir şekilde, tarafsız yargılamayla çözmelidir. Bağımsız olması gereken yargının tepesinde Demokles’in kılıcı gibi bir baskı kılıcı sallanıyor. Yargı bağımsızlığı yok edilmiştir maalesef. Yargı büyük oranda siyasallaştırılmış, araçsallaştırılmıştır. Örnek olarak, önceki dönem Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, önceki dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe istifa ettirildi. Her ikisi hakkında da büyük yolsuzluk iddiaları, kamu görevini kötüye kullanma iddiaları vardı. Bu iddialar doğru mu, yanlış mı? Yargı karar vermeliydi. Ama siyasallaşmış adalet sistemi bu iddiaları yargılayamadı. Öte yandan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey, yolsuzluk iddiaları ile tutuklu yargılanıyor. Suçları varsa bağımsız, tarafsız, adil Türk yargısının kestiği parmak acımaz!
-Sayın Nacar, şunu mu demek istiyorsunuz: “Bozukluklar, adaletsizlik sadece Bursa’nın sorunu değildir!”
-Evet! Aynen öyle diyorum. Şüphesiz ülke meseleleriyle şehirlerimizin sorunları bağımsız değildir, iç içedir. İktidarlar, sadece ülkemizin genel problemlerini değil, şehirlerimizin de insanlarımızın da tüm problemlerini çözebilecek kapasitede olmalıdır.
-Sizce kronik sorunlar çözüme kavuşturulamıyor?
-Çok güzel bir soru! Türkiye uzunca bir zamandan beri millete dayanan, milli iktidarlar tarafından yönetilmiyor. Hatırlayınız 1980’ler, Özallı yıllar! Özal’ın seçimlere katılması dönemin Milli Güvenlik Konseyi tarafından önce veto edilmiş, sonradan dönemin ABD Dışişleri Bakanının özel ricası ile bu mümkün olabilmişti. Dikkat edilirse, milletin isteği ile değil de şimdikilere meşruiyet verenlerin özel ricası ile…Sonra da Özal’ın bir bavul dolusu dolarla ABD’den Türkiye’ye geldiği iddia edilmişti. Yine hatırlayınız 2002’li yılları. AKP’nin programının ABD Büyükelçisi’nin de bulunduğu İstanbul toplantılarında yazıldığı iddialarını. İddiaların sahipleri hâlâ sağ. Veya o dönem siyasi yasaklı olan AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan’ın bu halde iken Avrupa başkentlerinde ve ABD’de nasıl devlet başkanı gibi kabul edildiğini…Ve AKP, Kasım 2003 seçimlerinde ‘3Y’ diyerek iktidar oldu. ‘3Y’ yani; yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele! Şimdi soruyorum: “3Y ne oldu? Yoksulluk bitti mi? Yolsuzluk bitti mi? Yasaklar bitti mi?”Ama bugün ABD’nin Türkiye Büyükelçisi TomBarrack, “Meşruiyet veririz.” gibi acayip bir laf ediyor! Veya hileli seçimleri en iyi bunlar biliyor diyorlar. Bizimkilerden ses yok!Ne demek “Meşruiyet veririz”?Türkiye’deki iktidar meşruiyeti nereden almalıdır? Siyonist lobi destekli, pedofili suçlusu, vergi kaçakçısı Trump’tan mı, yoksa büyük Türk milletinden mi?Sözü hiç uzatmayalım. Osmanlı Türk Cihan İmparatorluğu’nun yükselme döneminden sonra iktidarlar meselelerimize çözümü yabancılarda, emperyal devletlerde, o ‘dış güçlerde’ aradılar. Ve bu kafa Osmanlı’yı yıktı!
Türk milletinden başka yerde icazet arayan, meşruiyet arayan, kurtuluş arayanlar sorunları çözmez, çözemez! Çünkü iktidar, erk; size meşruiyet verenlerin elindedir. Onlar ne öldürür ne de ondurur, istediği gibi oynatır!Onun içindir ki 1938’lerden sonra, çok büyük ölçekte ipler başkasının eline geçtiği görülüyor ve bu sebeple Türkiye’nin temel meseleleri çözülemiyor!
-Sayın Genel Başkan, çok iddialı konuştunuz!
-İddia değil. Tarihî gerçek. Bakınız…1600’lerden itibaren, hatta Kanuni’den itibaren tarihimize tarafsız, bilimsel gözle bakınız. Osmanlı iktidarına akıl verenler dışarıdan. Ondan sonra da başları sıkışınca hemen yabancı büyükelçiliklere sığınanlar oldu. ‘Ordu millet’ Türk ordusunun eğitimi bile dışarıdan, silahları dışarıdan, eğitim talimnamesi dışarıdan oldu. Birinci Cihan Harbi’nde Türk Ordusu’nu yönetenler dışarıdan… Bunlar Osmanlı’yı kurtardı mı? Hayır!
– Millet Partisi nasıl çözecek bu kadar büyük, karmaşık sorunları? Elinizde sihirli değnek mi var? Mucize mi göstereceksiniz?
-Hayır! Hayır! Elimizde ne sihirli değnek var! Ne de mucize gibi insanüstü bir şey var!
Biz diyoruz ki: “Türk siyasetinin en önemli meselesi millîlik meselesidir.”Elimizde iki değer var! Birincisi, büyük Türk milleti var! İkincisi ise Bilge Lider Aykut Edibali’nin milli değerlerle yetiştirdiği 60 yıllık tecrübesi, birikimi, kalitesi, ehliyeti, liyakati, samimiyeti, dürüstlüğü test edilmiş; çelik gibi sağlam, pamuk yumuşaklığında, barışsever bir kadromuz ve bu sorunları çözecek hazırlığımız var!Sorunlara ilmi, yerli, millî, evrensel çözümler üretebilecek yetkinlikte bir kadro! Türkiye’nin millî ve manevi birikimini, yetişmiş insan gücünü yerli yerinde değerlendirecek, herkese ve her varlığa hakkını verme iradesinde; uzlaştıran, kaynaştıran, birleştiren, sorunlar ve çözüm yolları üzerinde uzunca bir zamandan beri hazırlık yapan bir kadro!Türkiye’yi büyük Türk milletinin 5 bin yıllık millî iradesi istikametinde Ankara’dan, Türk milletinin hak ve menfaatlerine göre yönetecek, ortak akılla, istişare ile yönetecek, hesap veren, hesap sorulan, millete dayanan, millî kadro!Millet Partisi, büyük Türk milletine güveniyor. Türk milleti, tarih boyunca karşılaştığı nice zorlukları atlatarak parlak zaferler yazmıştır.Yüz yıl öncesini hatırlayalım. Türk milleti, Birinci Cihan Harbi sonrası devleti yıkılmak, vatanı işgal edilmek ve Sevr paçavrasıyla idam edilmek istendiğinde; 1683’ten beri süren yenilgilerin yorgunluğunu unutarak, dimdik ayağa kalkmış ve işgalcilere gereken dersi vermiştir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının Amasya’da aldığı kararlar bugün de geçerlidir: “Vatanın bütünlüğü ve milletin egemenliği tehlikededir!Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır!”Bu ilkeler bizim için de geçerlidir.Dolayısıyla Millet Partisi; hem Türk milletine, hem de Millet Partisi kadrolarına güveniyor, inanıyor!
-Son olarak TBMM’de kabul edilen ‘Çerçeve Yasa’ hakkında ne düşündüğünüzü sormak istiyorum?
-Bu ‘Çerçeve Yasa’, bize göre ‘Kanserli Hücre Yasası’dır. Bu yasa, ülkeyi ve milleti bölme yasasıdır. Vatan-millet düşmanlarını sevindiren, ülkemizin varlığını ve geleceğini tehdit eden bu yasayı Türk milletinin kahir ekseriyetinin kabul etmediğine, etmeyeceğine inanıyoruz.
Sevr benzeri bu ve benzeri dayatmalar eninde sonunda çöp sepetine atılacaktır. Bu yasaya kabul oyu veren vekillerin gaflet ve dalalet içinde olduklarını düşünüyoruz.Her şeyden önce kendilerinden saklanan, gizlenen bu yasayı reddetmekle onurlu bir davranış sergilemiş olacaklar ve yeminlerine sadık kalmış olacaklardı. Bu yasayı reddeden milletvekillerimizi de en kalbi duygularımızla kutluyoruz.Milletvekilleri; kişilerin değil, Türk milletinin vekili olarak ellerini vicdanlarına koymalı, büyük Türk milletinin buyruğuna baş koymalı veen kısa zamanda bu kanunu yürürlükten kaldıracak yasayı derhal Meclis’ten geçirmelidir.
Türkiye’de etnik bölücü katil teröristin dediği değil, büyük Türk milletinin buyruğu geçer! Aksine hareket edenler tarih ve millet önünde affedilemez!
