Valinin sandığı

20 Ekim 2026 13:29
A+
A-

Yıllar olmuştur Tophane’den Bursa’ya bakmayalı. Oysa ne çok özlemişim tatlı tatlı esen rüzgârı, çınar ağaçlarının hışırtısını. Tophane’de biriktirdiğim anıların hepsi birbirinden kıymetli. Ne var ki yıllar geçtikçe, ya da belki büyüdükçe, insanın hayatındaki yerler de değişiyor. Bir zamanlar sık sık uğradığın bir yer, sonraları şehir dışından gelen misafirleri gezdirmek için çıktığın bir tepeye dönüşüveriyor.

Zaman su gibi akıyor, en genel ifadeyle. Yaşadığın hayat evrim geçiriyor adeta her karar anında. Bakış açın, amaçların değişiyor. Hayatında yeri olan insanlar artıyor, azalıyor, değişiyor. Önceliklerin yeniden sıralanıyor. Şehrin içindeki koşturmada, Tophane gibi huzur veren bir tepede oturup demli bir çay içmek için bile kendine zaman ayıramıyorsun.

Bir sonbahar günü, sabahın ayazı henüz kırılmadan, işte geldim yeniden. Bursa’nın gazetesinde yazmaya başlamak için Tophane’den daha uygun bir yer düşünemedim. Yıllar süren bir gurbetten dönmüş gibi hissettim, şehrin üstündeki minareleri sayarken.

Bursa, bütün ihanetlerimize rağmen hâlâ yeşil. Bunca hançere rağmen manzara hâlâ büyüleyici.

Tabii ki eskisi gibi değil. Hiçbir zaman hiçbir şey eskisi gibi değil ki. Benim gözlerim, yirmi-yirmi beş yıl öncenin Bursa’sı ile kıyaslıyor gördüklerimi. Yirmi beş yıl önce Tophane’den şehri izleyen bazı gözler de kendi yirmi beş, otuz, kırk, elli yıllık geçmişleriyle kıyaslıyorlardı gördüklerini.

11 Eylül 1922 günü de birileri izliyordu Bursa’yı Tophane’den. Şehri kurtaran Türk ordusunun uygun adım ayak seslerini duyuyor, kutlamalar yapıyorlardı gururla. Dualar ediyor, şükür secdesine kapanıyorlardı muhtemelen.

Ama tabii onlar bile eskiyi özlüyordu.

Hem de onlar için eski, o kadar da uzun bir zaman değildi.

İki yıl, iki ay, iki gün.

Yunan işgalinden önce yuvaları ısıtan sobaların dumanı yükselirdi bacalardan. O günlerde ise yıkılan, yakılan yuvaların dumanı yükseliyordu enkazlardan.

O dumanların şehrin üstüne çökerttiği kasvetli sis perdesini bizler tahmin edemeyiz. Öyle ki 1922 yılında hazırlanan bir rapora göre, Bursa’daki 161 yerleşim yerinde bulunan 22.768 binadan yalnızca 5.911’i ayakta kalmıştı. 16.857 bina ise yıkılmış ya da yakılmıştı.

Her dört binadan üçü yoktu artık.

16.857 bina, 85 bin insanın yuvası duman olmuştu.

Sadece 12 gün sonra Bursa Valisi olarak atanan Hacı Âdil Bey de şehri Tophane’den seyretmiştir bence. Her baktığı yönde kanayan yaralar görmüştür muhtemelen.

Peki Hacı Âdil Bey, böyle bir şehre geldiğinde ne yaptı? Yanında taşıdığı küçük, çinko kaplı bir sandık vardı. İçinde yıllar boyunca devlet görevleri sırasında biriktirdiği evraklar, yazışmalar, belgeler… Eminim ki “Valinin Sandığı” o günden itibaren, odasının uygun bir köşesinde, tarihe tanıklık etmek ve geçmişi geleceğe aktarmak üzere yaşananları izliyordu.

Ama önünde geçmişten çok, gelecekle ilgili işler vardı.

Yarın, bu sandığın sahibini ve yıkılmış bir şehri yeniden ayağa kaldırmak için önünde duran görevi biraz daha yakından tanıyalım.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.