ZAMANA DİRENEN BÜYÜLÜ HANLAR…

ZAMANA DİRENEN BÜYÜLÜ HANLAR…
20 Eylül 2026 10:48
A+
A-

İstanbul’un kalbinde, tarihin ve insan seslerinin birbirine karıştığı o dar sokaklarda yürümek, zaman içinde yapılmış sessiz bir yolculuk gibidir. 

YASEMİN ÖZKEREM- GEZİ YAZISI

Kapalıçarşı’nın uğultulu kalabalığından Mahmutpaşa Yokuşu’nun dik kaldırımlarına uzanan bu rota, şehrin tüccar hafızasını ve Osmanlı Sarayı’nın muktedir kadınlarının ayak izlerini taşır. Bu gezide durağımız; zarafetiyle büyüleyen Zincirli Han ve ihtişamıyla zamana direnen Büyük Valide Han.  

​İLK DURAK: KİREMİT RENGİNİN HÜZNÜ VE SÜKÛNETİ – ZİNCİRLİ HAN

​Kapalıçarşı’nın Nuruosmaniye Kapısı’na yakın bir köşesinden içeri kıvrıldığınızda, çarşının o hareketli ve yoğun atmosferi birden bıçak gibi kesilir. Kendinizi, kırmızı-turuncu tuğlaları ve kiremit rengi duvarlarıyla adeta bir film setini andıran Zincirli Han’ın avlusunda bulursunuz.  

​1708 YILI CİVARI YAPILAN İKİ KATLI OSMANLI İÇ HANI

18. yüzyılda inşa edilen bu iki katlı, tek avlulu han, adını bir zamanlar kapısında bulunan ağır zincirlerden alıyor. Avlunun tam ortasında yükselen asırlık ağaç ve ahşap panjurlu pencerelere sarılan yeşil sarmaşıklar, ziyaretçilerini bir anlığına Günümüz İstanbul’undan söküp alır.  

​Burada çekiç sesleri ritmiktir. Kuyumcuların, zanaatkârların ve kuyumcu atölyelerinin yer aldığı handa, ustalar yılların birikimiyle altın ve gümüşe şekil verir. Avludaki küçük taburelerden birine oturup taze demlenmiş bir çay söylediğinizde, yukarıdaki kemerlerin arasından süzülen ışık huzmeleri eşliğinde Kapalıçarşı’nın saklı zarafetini içinize çekersiniz. Zincirli Han, İstanbul’un estetik açıdan en dengeli, en fotojenik ve belki de en zarif kaçış noktalarından biridir.  

ZİNCİRLİ HAN’IN MEVCUT DURUMU

Hanın giriş katında ağırlık olarak kuyumcu dükkanları ve geleneksel el dokuması halı-kilim satıcıları yer alırken, üst katlarda ise mücevherat ve takı imalathaneleri ile atölyeler faaliyet göstermektedir. Avlusunda yer alan çay ocağı ve otantik atmosferi sayesinde hem yerli hem de yabancı turistlerin uğrak noktasıdır.

​İKİNCİ DURAK: BİR DÖNEMİN İHTİŞAMI VE SIRLARI – BÜYÜK VALİDE HAN

​Zincirli Han’ın zarafetinden ayrılıp Mahmutpaşa Çakmakçılar Yokuşu’na doğru indiğinizde, karşınıza çok daha devasa, melankolik ve heybetli bir yapı çıkar: Büyük Valide Han.

​17. yüzyılın ortalarında yani 1651 yılı civarında Osmanlı tarihinin en kudretli kadınlarından biri olan Kösem Sultan (Mahmut Paşa’nın validesi / IV. Murad ve Sultan İbrahim’in annesi) tarafından yaptırılan bu han, İstanbul’un en büyük ticaret hanı olma unvanını taşır. Kösem Sultan, bu devasa yapıyı Üsküdar’da inşa ettirdiği Çinili Camii’ne gelir sağlamak amacıyla vakfetmiştir.

​Büyük Valide Han’ın kemerli kapısından içeri adım attığınızda sizi üç ayrı avlu karşılar. İpek Yolu üzerindeki kervanların konakladığı, yüzlerce deveden oluşan yüklerin indirildiği bu odalar, zamanında hem bir ticaret merkezi hem de aşevi işlevi görüyordu. 19. yüzyıldan itibaren İranlı tüccarların konaklama ve ibadet merkezi haline gelen hanın avlusunda günümüzde hâlâ tarihi bir Şii mescidi yer almaktadır.  

​Hanın dehliz gibi uzanan koridorlarında yürürken, duvarlardaki yıpranmış taşlar size Kösem Sultan’ın ihtiras dolu iktidar günlerini ve saray entrikalarını fısıldar gibidir. Zamanında İstanbul’u ayaklar altına seren meşhur kubbesi güvenlik gerekçesiyle ziyarete kapatılmış olsa da, hanın avlularındaki tekstil atölyelerinden yükselen makine sesleri ve buram buram tarih kokan dükkânlar, buranın canlı hafızasını korumaya yetiyor.  

BÜYÜK VALİDE HAN’IN MEVCUT DURUMU

Han günümüzde dokumacı, tekstil atölyesi, kalıpçı ve geleneksel zanaatkarlara ev sahipliği yapmaya devam etmekte olup restorasyon projeleri kapsamındadır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.