4 yaşındaki Leyla’nın davası yeniden görülüyor

4 yaşındaki Leyla’nın davası yeniden görülüyor
16 Ocak 2026 13:22
A+
A-

Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in ölümüne ilişkin haklarındaki beraat kararı Yargıtay tarafından bozulan 7 sanık,  yeniden hakim karşısına çıktı.

Ağrı’da 15 Haziran 2018’de Ramazan Bayramı dolayısıyla ailesiyle dedesini ziyarete gittiği Bezirhane köyünde kaybolan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in cansız bedeni 18 gün sonra yerleşim yerine 2 kilometre mesafede, kent merkezine giden yolun yakınında akarsu kenarındaki ağaçların arasında bulunmuştu.

Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan günler sonra dere kenarında ölü bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in davasında önemli bir gelişme yaşanmış, Yargıtay, sanıklar hakkında verilen beraat kararını, dosyaya sonradan sunulan ses kayıtlarının dikkate alınmaması ve eksik araştırma yapılması nedeniyle bozmuştu.

Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 2021 yılında 7 sanık hakkında “nitelikli kasten öldürme” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçlarından beraat kararı vermişti. Kararın istinaf incelemesini yapan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ise beraat kararlarını onamıştı. Ancak Yargıtay, dosyada eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle bu kararı bozdu. Kararda, olayla ilgili bazı sosyal medya paylaşımlarının kim tarafından yapıldığının araştırılmadığı ve bir CD kaydında yer alan kişilerin tespit edilmediği belirtildi.

Bu doğrultuda dava bugün yeniden görülmeye başlandı. Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, Çocuğu kasten öldürmek suçundan sanıklar Ayşe Artam, Besim Dursun, Hatun Dursun, Mehmet Ali Aydemir, Yıldırım Artam, Yusuf Aydemir duruşma salonunda hazır bulunurken Musa Aydemir Kocaeli Körfez Adliyesinden Segbis ile bağlandı.

Tanık Muhammed Erdoğan (AFAD personeli), “Olay zamanı şube müdürüydüm. Organizasyonda görev aldım. Bayram günü Eleşkirt’teydim. Olayın ikinci gününden itibaren çalışmalara müdahil oldum. Yaklaşık 14-15 gün görev yaptım. Cesedi kendi ellerimle ceset torbasına koyan bendim. Erzurum’da görev yapıyorum. Arama dönemimde ‘Neden evlere girmiyoruz?’ diye sordum. Benim aklıma takılan tek şüphe buydu. Arkadaşlarımdan şüphelenmedim. Sorunlu bir arkadaş ses kaydı almış. Ben etrafta duyduklarımı paylaştım, kayda alındığını bilmiyordum. Şüphelenmiştim ve bunu konuştum. Benim söylediklerim tamamen dedikodudan ibarettir. ‘Bir AFAD personeli görmüş’ diye bir şey duyunca sadece kendi fikrimi söyledim. Evler aranmadığı için sadece köyün etrafında pervane gibi dolaşıp arama yaptık. Leyla’nın bulunduğu yer önceden taranmıştı. Benim gördüğüm ya da bildiğim somut bir şey yoktur” dedi.

Avukat Erdoğan Tunç’un “Bu ses kayıtlarından önce basında Leyla Aydemir’le alakalı böyle bir bilgi yoktu. Bu bilgiyle ilk tanışmanız nasıl oldu?” sorusuna, Erdoğan, “Ahmet Erdoğan tehlikeli bir adam sözünü hep ondan duyuyordum. Sonrasında basından da duydum” dedi.

‘Köyde ikinci gün katıldığınız aramalarda şüphelendiğiniz bir durum oldu mu? Çalışmaları yanlış yöne çekmeye çalışan biri oldu mu? O dönemde evlerin aratılmamasıyla öne çıkan bir isim var mı?’ sorusuna, Erdoğan, “Ceset bulunana kadar bizi kimse şüphelendirmedi. Yetki o zaman kolluk kuvvetlerindeydi. Ben binbaşıya ‘Evlere girelim’ diye söyledim ama izin vermediler” cevabını verdi.
Tanık Kenan Tanrıverdi (AFAD görevlisi), “İhbarın geldiği gün nöbetçiydim. Saat 6 gibi köyün girişine gittim. “Bugün arama bitti, yarın gelin” dediler ve döndüm. Nöbetçi olmadığım günlerde tüm aramalara katıldım. İlk gün aramalara katılmadım. Şüpheli bir durumla karşılaşmadım. Medyada görene kadar böyle bir şüphemiz bile olmadı” dedi.

Çoban Mehmet Vural da, “Önceki ifademin aynısını tekrar ediyorum. Sabah gidip akşam geliyordum, aileyi pek tanımıyordum. Yusuf Aydemir’in tavrı bozuktu, bir tuhaftı. Leyla’nın bulunduğu gün traktörle evimin arkasında gördüm. Leyla’nın bulunduğu yerin ters yönüne gidiyordu. Herkes ‘Leyla bulundu’ diye koşuyordu. Yanında bir çocuk vardı. Bir eliyle çocuğu tutuyor, diğer eliyle traktörü sürüyordu. Ben de Leyla’nın bulunduğu yere gittim” dedi.
Tanık Süleyman Daşdemir (AFAD arama kurtarma teknisyeni), “Arama kurtarma çalışmalarına dördüncü gün katıldım. Öncesinde bayram iznindeydim. Şahit olduğum herhangi bir şüpheli durum olmadı” dedi.

Tanık İbrahim Türkan (AFAD arama kurtarma personeli), “Olayın ilk gününde ihbar verildi. İhbar düşer düşmez olay yerine gittik. Jandarma ekipleri oradaydı. Arama çalışması gerçekleştirdik. Çocuk bulunamayınca destek ekip talep ettik. Ekipler halinde ayrılarak arama yaptık. Hepimiz aynı noktadan arama yapmadık. İlk gün şüpheli bir durumla karşılaşmadık. Biz küçük bir çocuğun belirli bir sürede kat edebileceği mesafeyi hesaplarız. Zaman da hesaplanabilir. Bu hesaplara göre aramalarımızı gerçekleştirdik” dedi.

Tanık Necati Oruk (O dönemde AFAD İl Müdürü), “Olayın meydana geldiği tarihte izinli olarak il dışındaydım. O sırada arama çalışmaları, oradaki görevlilerin koordinasyonunda yürütüldü. Olay üzerine il dışından geri döndüm. Sivil toplum kuruluşlarını da koordine ederek köyün içinde ve çevresinde geniş çaplı arama çalışmaları yaptık. Bir sonuç elde edemedik. Her gün arama kurtarma personeli faaliyetlerini sürdürdü. Basında AFAD’la ilgili bazı söylemler yer aldı. Bunların gerçeği yansıtmadığını, herkesin gayretle ve samimiyetle çalıştığını, herhangi bir kasıt ya da ihmal olmadığını düşünüyorum. İdari bir soruşturma başlatmadım. Ancak arkadaşları tek tek dinledik. Bu iddiaların gerçek dışı olduğunu söyleyebiliriz. Toplam 18 gün boyunca arama yaptık. Çocuk bulunduktan sonra, cesedin 2 ya da 3 gün önce oraya bırakılmış olabileceği ifade edildi. Sırtında bulunan güneş yanığının da 2-3 günlük olduğu söylendi. Arazi çok geniş bir alan değildi. Aradığımız bölgeleri defalarca taradık. Çocuk sürekli orada olsaydı mutlaka bulurduk” dedi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.