Alemdar Sabitoviç Karamanov

02.03.2022
A+
A-

Türkiye’de; Andrey Arsenyeviç Tarkovski, Dziga Arkadiyeviç Vertov, Sergei Mikhailoviç Eisenstein, Vsevelod Illanıoviç Pudovkin kadar tanınmayan Mikhail Romm, 1965’te Obyknovennyy Fashizm adlı bir belgesel sinema filmi çekmiştir.

Yönetmenin, başrolü Marlene Dietrich’le paylaştığı bu çalışma, odağına, nasyonal sosyalizmin,önce Almanya ve zamanla Avrupa’ya yaşattığı sorunları almıştır.

Hitler’i baş aktör, onun İtalya’daki versiyonu Benito Mussolini’yi de yardımcı oyuncu olarak takdim eden, didik didik edilen arşivlerden çıkarılan birinci elden belgelerin tanıklığında hazırlandığı için, bilimsel terbiyeden fazlasıyla nasiplenmesiyle dikkat çeken Obyknovenny Fashizm’e Alemdar Sabitoviç Karamanov nota nakışlamıştır.

İsmi Türkçeye Olağan ya da Sıradan Faşizm olarak çevrilse de faşizmin geçirdiği aşamalar ve çalışmanın içeriği hesaba katıldığında ikisini de bünyesinde taşıdığı vurgulanabilecek olan bu eser, sadece Romm’un filmografisi değil, Karamanov’un kompozitörlüğü bağlamında da önemli bir yerde durmaktadır.

Kendisini; Kırımlı- Ukraynalı- Rus Kompozitör olarak tanıtan Karamanov da, eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde, Josef Stalin sayesinde Olağan ve Sıradan bir boyut kazanan faşizmin tahakkümüyle mücadele etmek zorunda kalmıştır.

Şarkıcı Rus bir anne ve müzik özelinde sanatı desteklemekle yetinen Türk bir babanın oğlu olarak, Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Simferopol’de 10 Eylül 1934’te dünyaya gelen Karamanov müzikle ilgilenme ve beste yapma perdesini çocukluğundan itibaren aralamıştır.

Moskova Konservatuarı’nda, piyanoda çığır açan Vladimir Arranger Natonson ve müzikolog ve kompozitör Semyon Bogatyrev gibi isimlerle okuyan; Sovyet Kompozitörler Birliği’nin lideri Tichon Nikolayeviç Chrennikovve Dmitri Borisoviç Kabelevski gibi kompozitörlerle de lisansüstü eğitimden geçen Karamanov, Polistilistik kavramının inşacısı Alfred Garriyeviç Schnitke’nin müziğe bakışından fazlasıyla etkilenmiştir.

Witold Lutoslawaki’yle özdeşleşen, Schnitke’nin de gözlerini dünyaya açtığı topraklarda denediği avangard stilden yararlanması Sovyet kültür politikası inşacılarınca hoş karşılanmayınca Karamanov’un payına doğal olarak ötekileştirilme düşmüştür.

Karamanov, sözü edilen sorunu yaşaması bağlamında, bir başka Tatar kompozitör Sofiya Gubaidulina’yla ortak paydada buluşturulabilir çünkü Gubaidulina da, distopik ve özeleştiriyi ön planda tutan çalışmaları dolayısıyla varlığını kabul ettirememiştir.

1990’dan itibaren adını başka coğrafyalarda da duyurmaya başlayan, 1994’te Ukrayna Halk Sanatçısı unvanını alan, 1992’de Kırım Özerk Cumhuriyeti İlahi’sini gün yüzüne çıkaran Karamanov’un üç kimlikli bir kompozitör olduğunun altını çizmesi, ileri görüşlü olduğunu da gözler önüne sermektedir.

Bugünün Türkiye’sinde, Ukrayna ile Rusya arasında yaşanan gerginliğin, aslında Vlodomir Oleksondroviç Zelenski’yle Vladimir Vladimiroviç Putin’in NATO’nun dayatmasından uzaklaşamamalarından kaynaklandığını, ikisinin de kayırılmaması gerektiğini idrak edemeyenlerin az olmasının arkasında, Karamanov gibi isimlerin yeterince tanınmaması ve her gelişmede olduğu gibi refleksle hareket edilmesi vardır.

Üç kimliği ön plana, mağdur edenleri değil, mağdur olanları buluşturmak için çıkaran Alemdar Sabitoviç Karamanov gibi isimler çoğalmadığı müddetçe mağdur edenlerin kazanmaya devam edecekleri unutulmamalıdır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.