DİL VE İNSAN

21.09.2022
A+
A-

Antropologlar hiçbir dilin ilkel olmadığını, her dilin gelişmemiş olsa da mükemmel bir yapısının olduğunu söylüyor. Dil yaratılamaz, dünyanın en ilkel kavminin bile dili uydurulmamıştır. Dilin nasıl var olduğu açıklanamıyor. Bu hususta ortaya atılan fikir ve teorilerin hiç biri bizi tam tatmin etmiyor.
Dil insanın dışında var olan bir realite olması bakımından uyulması gereken bir şeydir, onu keşfetmeye çalışırız. Diğer taraftan da ona yeni sözcükler katar, onu etkiler, ona şekil verir ve onu geliştiririz. Yani dil çift taraflı bir özelliğe sahiptir. Bir tabiat varlığıdır ve aynı zamanda bir insan eseridir.
Dilin olmadığı bir insan evresi tespit edilememiştir. İnsan dil ile birlikte var olmuştur. Dil soyut düşünme yeteneğinin bir ifadesidir. Dilin zenginliği düşüncenin zenginliği demektir. Hayvanlarda dil yoktur çünkü onlar düşünemezler. Düşünmek eşya ve olayları sembollerle ifade etmektir. İşte dil bunun aracıdır.
Dilin canlı bir organizma gibi kendi kanunları vardır. İnsan onu keyfi kullanamaz. Ancak onun kanunlarına uyarak onu geliştirip güzelleştirebilir. Dili bir fikir ve ideolojinin aracı haline getirmek dile yapılacak bir suikasttır. Çünkü dil toplumsaldır, toplumsal bir anlaşma ve uyuşma sonucu var olmuş ve hayatiyet bulmuştur.
Diller başka dillerle karşılaşınca onlardan kelime alır ve onlara kelime verirler. Bu normal ve doğal bir şeydir. Gelişmiş diller saf değil melezdir. Otantik, hiç bozulmamış ve dışarıdan etkilenmemiş diller ilkel kabile dilleridir. Öyle ki mesela Afrika’da tam bin tane dil vardır, bir köyden diğer köye dil değişir.
Akraba diller vardır, ana dilden zamanla farklılaşarak doğmuşlardır. Mesela Sami dilleri vardır: Arapça, İbranice, Süryanice, Aramice, biraz uzak da olsa Habeşçe. Latin dilleri vardır: Latince, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Fransızca, Rumence. Slav dilleri vardır: Rusça, Bulgarca, Sırpça, Polonyaca, Çekçe, Slovakça vs.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.