Hantavirüsün Türkiye’deki haritası: En riskli bölge karadeniz
İREM ERBAŞ / RÖPORTAJ
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Uğur Önal ile Hollanda bandıralı “MV Hondius” adlı lüks yolcu gemisinde tespit edilmesi ile yeniden gündeme gelen hantavirüs hakkında konuştuk. Önal, “Dünya Sağlık Örgütü’nün değerlendirmelerine göre toplum geneline yayılmış sürdürülebilir bir bulaşma veya pandemi riski öngörülmemektedir” ifadesinde bulundu.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Hollanda bandıralı “MV Hondius” yolcu gemisinde tespit edilen hantavirüs vakalarına ilişkin yaptığı açıklamada DSÖ’ye bildirilen vaka sayısının 13 olarak kaldığını belirtti. Ghebreyesus, “Yaklaşık 3 haftadır yeni vaka bildirilmedi. Ölü sayısı 3 ve bir aydan fazla süredir yeni can kaybı bildirilmedi” ifadelerini kullandı.
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Uğur Önal, “Sürdürülebilir bir bulaşma veya pandemi riski öngörülmemektedir” sözlerini sarf ederken hantavirüs hakkında merak edilenleri yanıtladı.
1. Son günlerde hantavirüs vakaları yeniden gündemde. Peki, şu an vatandaşların endişelenmesi gereken bir tablo var mı?
“Son günlerde hastalığın yeniden gündeme gelmesinin temel nedeni Güney Amerika kaynaklı bir salgında Andeshantavirüsünün etken olarak belirlenmesidir. Andeshantavirüsü daha çok kardiyopulmonersendromla ilişkilendirilen bir türdür. İnsandan insana bulaşabildiği gösterilmiş olması nedeniyle uluslararası sağlık otoriteleri tarafından yakından izlenmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün mevcut değerlendirmelerine göre olay yakından takip edilmekte olup, şu an için toplum geneline yayılmış sürdürülebilir bir bulaşma veya pandemi riski öngörülmemektedir. Bu nedenle mevcut veriler ışığında konunun bilimsel veriler temelinde değerlendirilmesi, özellikle kemirgen teması olan veya hantavirüs vakalarının görüldüğü bölgelere seyahat öyküsü bulunan kişilerin hastalık konusunda bilinçlendirilmesi ve korunma önlemlerine odaklanılması daha doğru bir yaklaşım olacaktır.”
“HANTAVİRÜSLERİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU İNSANLAR ARASINDA BULAŞMAZ”
2. Hantavirüs nasıl bulaşıyor? En çok hangi ortamlar ve koşullar bulaşma riskini artırıyor?
“Hantavirüslerin doğal taşıyıcıları fareler ve diğer kemirgenlerdir. İnsanlarda görülen enfeksiyonlar genellikle bu kemirgenlerin yaşadığı kırsal alanlarda ortaya çıkmaktadır. Evler, ahırlar, depolar, barakalar, samanlıklar ve kemirgenlerin barınabileceği diğer kapalı alanlar insanların virüsle karşılaşabileceği başlıca ortamlardır. Virüs, enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünde bulunur. İnsanlara bulaş, bu salgılarla doğrudan temas edilmesi veya bunlarla kirlenmiş materyallere maruz kalınması sonucunda gerçekleşebilmektedir. Özellikle kemirgen çıkartılarının kuruyup havaya karışan parçacıklarının solunması önemli bir bulaş yoludur. Bu nedenle uzun süre kapalı kalmış ve yeterince havalandırılmamış alanların temizlenmesi sırasında risk artmaktadır. Daha nadir olarak kemirgen ısırıklarıyla da bulaş görülebilmektedir.
Tarım ve ormancılık faaliyetleriyle uğraşan kişiler, kamp yapanlar, kırsal bölgelerde konaklayanlar ve kemirgen yoğunluğunun bulunduğu ortamlarda çalışan kişiler daha yüksek risk altında olabilir. Özellikle kemirgen bulunan alanlarda uyuma veya konaklama da maruziyet riskini artıran faktörler arasında yer almaktadır.
Kamuoyunda zaman zaman dile getirilenin aksine, hantavirüslerin büyük çoğunluğu insanlar arasında bulaşmaz. İnsanlar arası bulaş Güney Amerika’da görülen Andes virüsü için bildirilmiş olup bulaş bildirilen vakalarda bulaşın genellikle aynı evde yaşayan veya yakın ve uzun süreli teması bulunan kişiler arasında gerçekleştiği düşünülmektedir.”
3. Hastalığın belirtilerinin grip ile karıştırılabildiği ifade ediliyor. Hangi belirtiler hantavirüs açısından alarm işareti kabul edilmeli?
“Hastalık genellikle ateş, halsizlik, baş ağrısı ve yaygın kas ağrıları gibi grip benzeri belirtilerle başlar. Bu nedenle erken dönemde diğer viralenfeksiyonlarla karıştırılması mümkündür.
Ancak özellikle kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerde bazı belirtiler hantavirüs açısından uyarıcı olmalıdır. Yüksek ateşe eşlik eden şiddetli sırt veya bel ağrısı, gözlerde kızarıklık, göz hareketleriyle ağrı, bulanık görme, belirgin halsizlik, kanama bulguları, tansiyon düşüklüğü ve idrar miktarında azalma dikkat edilmesi gereken belirtiler arasındadır. Ateşli bir hastalığa eşlik eden idrar miktarında azalma, kanama bulguları veya genel durumda hızlı kötüleşme olması halinde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bununla birlikte Andes virüsü gibi bazı hantavirüs türleri ise ağırlıklı olarak solunum sistemini etkileyebilmekte olup başlangıçtaki grip benzeri belirtileri takiben birkaç gün içinde öksürük, nefes darlığı ve giderek artan solunum sıkıntısı gelişebilmektedir.”
“KARADENİZ BÖLGESİ DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BÖLGELERDEN BİRİ”
4. Türkiye’de son 17 yılda 300’ü aşkın vaka görüldüğü belirtiliyor. Ülkemizde hantavirüs hangi bölgelerde daha sık ortaya çıkıyor?
“Hantavirüsler aslında tek bir virüs değil, farklı türlerden oluşan bir virüs grubudur. Puumala, Dobrava-Belgrad, Hantaan ve Andeshantavirüsleri bunlardan bazılarıdır. Bu virüsler insanlarda böbrek tutulumunun ön planda olduğu “Renal Sendromla Seyreden Kanamalı Ateş” veya akciğer tutulumunun ön planda olduğu “HantavirüsKardiyopulmoner Sendromu” tablolarına neden olabilmektedir. Türkiye’de bugüne kadar bildirilen vakalarda böbrek tutulumunun ön planda olduğu vakalar görülmüştür.
Türkiye’de ilk doğrulanmış insan vakaları 2009 yılında Zonguldak ve Bartın bölgesinden bildirilmiştir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2009-2025 yılları arasında toplam 336 vaka ve 15 ölüm kaydedilmiştir.
Vakaların önemli bir kısmı Karadeniz Bölgesi’nden, özellikle Batı Karadeniz’den bildirilmiştir. Bunun nedeni virüsü taşıyan kemirgenlerin bu bölgelerde uygun yaşam alanları bulabilmesidir. Bartın, Giresun ve Düzce’de yapılan araştırmalar, bölgede yaşayan bazı kişilerin daha önce hantavirüsle karşılaşmış olduğunu göstermiştir. Bu bulgular Karadeniz Bölgesi’nin ülkemizde hantavirüs açısından dikkat edilmesi gereken bölgelerden biri olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte hantavirüs yalnızca Karadeniz Bölgesi’ne özgü değildir. Kemirgenlerin bulunduğu uygun çevresel koşullarda ülkenin farklı bölgelerinde de sporadik vakalar görülebilmektedir.”
“PANDEMİ RİSKİ ÖNGÖRÜLMEMEKTEDİR”
5. Kamuoyunda “yeni pandemi olabilir” şeklinde yorumlar yapılıyor. Bilimsel açıdan hantavirüsün böyle bir risk taşıdığını söylemek mümkün mü?
“Hantavirüs enfeksiyonlarının temel bulaş kaynağı kemirgenlerdir ve bulaşın büyük çoğunluğu çevresel maruziyet sonucunda gerçekleşmektedir. Son günlerde gündemde olan insandan insana bulaş bildirilmiş Andeshantavirüsü nedeniyle bu konu daha fazla tartışılmaktadır. Ancak Dünya Sağlık Örgütü’nün değerlendirmelerine göre insandan insana bulaşın yakın ve uzun süreli temas gerektirdiği düşünülmekte olup toplum geneline yayılmış sürdürülebilir bir bulaşma veya pandemi riski öngörülmemektedir. Hantavirüslerin yayılım dinamikleri, grip veya COVID-19 gibi toplum içinde hızla yayılan solunum yolu virüslerinden oldukça farklıdır. Bu nedenle asıl önemli olan risk gruplarının bilinmesi ve korunma önlemlerinin uygulanmasıdır.”
“HANTAVİRÜS ENFEKSİYONLARI ÖNLENEBİLİR HASTALIKLARDIR”
6. Vatandaşların paniğe kapılmadan korunmak için alabileceği en temel önlemler nelerdir?
“Hantavirüsten korunmada en etkili yöntem kemirgenlerle ve onların idrar, dışkı ve salgılarıyla teması azaltmaktır. Bu nedenle ev ve iş yerlerinin temiz tutulması, kemirgenlerin binalara girişine izin verebilecek delik ve çatlakların kapatılması, gıdaların güvenli şekilde muhafaza edilmesi ve kemirgen popülasyonunun kontrol altında tutulması büyük önem taşımaktadır. Özellikle fare gibi kemirgenlerin dışkısı veya idrarı ile kirlenmiş alanların temizliği sırasında dikkatli olunmalıdır. Bu tür alanlar temizlenirken kuru süpürme yapılması veya elektrikli süpürge kullanılması önerilmez. Çünkü bu işlem virüs içerebilecek parçacıkların havaya karışmasına neden olabilir. Bunun yerine ortam önce havalandırılmalı, yüzeyler uygun bir dezenfektan veya seyreltilmiş çamaşır suyu ile nemlendirilerek temizlenmelidir. Temizlik sırasında eldiven kullanılması ve sonrasında el hijyenine dikkat edilmesi de önemlidir. Kamp yapanlar, kırsal bölgelerde konaklayanlar, tarım ve ormancılık faaliyetlerinde çalışanlar gibi kemirgenlerle karşılaşma olasılığı yüksek kişiler de yiyeceklerini uygun şekilde saklamalı, konaklama alanlarını kemirgenlerden koruyacak önlemler almalı ve kemirgen çıkartılarıyla temas etmekten kaçınmalıdır. Ayrıca hantavirüs vakalarının görüldüğü ülkelere veya bölgelere seyahat eden kişilerde dönüş sonrasında ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrıları, mide-bağırsak yakınmaları, öksürük veya nefes darlığı gibi belirtiler gelişirse sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve seyahat öyküsü ile olası kemirgen maruziyeti mutlaka sağlık çalışanlarıyla paylaşılmalıdır.
Hantavirüs enfeksiyonları büyük ölçüde önlenebilir hastalıklardır. Paniğe kapılmak yerine kemirgenlerle teması azaltmaya yönelik basit çevresel önlemlerin alınması ve riskli durumlarda farkındalığın yüksek tutulması korunmada en etkili yaklaşımdır.”
