Kadir İnanır ölmedi

3 Temmuz 2026 12:32
A+
A-

Bir sanatçıyı izlerken çoğu zaman gördüğümüz tek şey alkışlar, ödüller ve başarı hikâyeleridir. Oysa perde arkasında görünmeyen büyük mücadeleler vardır. Çabalar, uğraşlar, emekler, okumalar ve gözyaşı vardır.

Türk sineması bir sinema ustasını daha kaybetti. Evet, herkesin abisi, yardımsever naif bir Karadenizli olarak Ordu’nun Fatsa ilçesinde dünyaya gelen Kadir İnanır’ın sinema macerası sandığınız / sandığımız gibi kolay geçmedi.

Şimdiki yıllarda, sadece internet fenomeni olan ve takipçi sayısı fazla olan hemen bir film çekerek ünlü oluyor ama sanatçı olmak zor iş, önemli olan devamlılık, istikrar ve emek.

Sanatçı olmak ekol olmak ve belli kültürel standartlarına sahip olmak demek, Sanatçı olmak insanlara ilham veren eserler yaratmak demektir.

Genç yaşlarında İstanbul’a gelerek 1967 yılında ses dergisinin “Sinema Artist Yarışmasına“ katıldı. Ve finale kalarak 24 kişilik bir kadro içine girdi. Bu kadroda Türk sineması damgasını vuran isimler vardı.

Filmsan Vakfı’nın yılarca başkanlığını yapan Engin Çağlar ardından Sümer Tilmaç, Demir Karahan, Fatma Karanfil vardı. Bu isimler Türk sinemasında yıllarca filmler yaparak değerli işler bırakmışlardır.

Birde dip not yazayım,  bu yarışmaya katılan ve bir kaç foto roman’da mankenlik yapan Bursalı Aykut Bora’da bu finalistler arasında idi. Aykut Bora, Bursa merkezde şimdilerde koruyucu işhanının olduğu yerde kuyumcu dükkânı işleten yakışıklı biri idi. Ben nerden biliyorum diye sorarsanız. Aykut Bora babamın arkadaşı idi. Gayet naif çalışkan biri idi. Kısa süre bu çalışmaları yaptı sonra kendi mesleği kuyumculuğa döndü.

Ardından, 1968 yılında ise Saklambaç Gazetesi Fotoroman Artisti Yarışmasını kazanması kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu. Yarışmanın ardından fotoromanlarda rol almaya başladı. Fotoromanlarda elde ettiği başarı, yapımcıların ona sinema kapısını açmasını sağladı ve aynı yıl “Yedi Adım Sonra” filminde küçük bir rolle ilk kez kamera karşısına geçti.

Yarışmanın ardından çeşitli yapımcı ve yönetmenlerle tanışan Kadir İnanır, 1968 yılında “Yedi Adım Sonra” adlı filmle sinemaya adım attı. İlk yıllarında küçük roller üstlense de çalışkanlığı ve oyunculuğa olan tutkusu sayesinde kısa sürede kendini geliştirdi.

Asıl çıkışını ise 1970’li yıllarda peş peşe oynadığı filmler ile oldu. Güçlü duruşu, doğal oyunculuğu ve etkileyici performansıyla kısa sürede Türk sinemasının aranan isimlerinden biri hâline geldi. Özellikle Türkan Şoray ile rol aldığı filmler büyük ilgi gördü ve Yeşilçam’ın unutulmaz ikililerinden biri olarak hafızalara kazındılar.

Kadir İnanır’ın sinemaya giriş hikâyesi, yeteneğin, azmin ve sabrın başarıya ulaşmadaki önemini gösteren güzel bir örnektir. Attığı ilk adım, onu yıllar boyunca milyonlarca izleyicinin sevgisini kazanan, Türk sinemasının efsane oyuncularından biri hâline getirmiştir.

Kadir İnanır’ın azmi ve çalışkanlığı, sinemaya ilk adım attığı günlerde yaşadığı talihsiz olay bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Bir makalede okumuştum burada paylaşmak istiyorum.

Gene bir filminin çekimleri sırasında sahnede kullanılacak silahlar hazırlanırken beklenmedik bir patlama yaşanır. Patlamanın etkisiyle yüzü ve özellikle göz çevresi barut yanıklarıyla kaplanır. Hastaneye kaldırılan genç oyuncu büyük acılar çeker. O gün yaşadığı korku, onun sinema serüveninin daha başında karşılaştığı en ağır sınavlardan biri olur.

Birçok insan böyle bir olaydan sonra hayallerinden vazgeçebilirdi. Ancak Kadir İnanır pes etmedi.   Tedavisinin ardından yeniden setlere döner ve yıllar içinde Türk sinemasının en önemli oyuncularından biri hâline gelir. Onun hikâyesi, başarının yalnızca yetenekle değil, sabır ve kararlılıkla da kazanıldığını gösterir.

Bugün filmlerini izlerken yalnızca canlandırdığı karakterleri değil, o karakterlere ulaşabilmek için verdiği emeği de hatırlamak gerekir. Çünkü bazen bir sanatçının gerçek başarısı, kameraların önünde değil, yaşadığı zorluklara rağmen yoluna devam edebilmesinde gizlidir.

Kadir İnanır toplamda 182 filmde ve 7 televizyon dizisinde oynadı. Bu aralar her yerde bir röportajdaki sesi yankılanıyor. “Ben ölmem, çünkü ölsem bile beni TV’lerde sinemalarda filmlerim var. Onlar ben ölsem dahi seyredilecek ve yaşayacak.” kesinlikle haklısın üstad.

Yönetmen Hüseyin Karabey’in hazırladığı Kadir İnanır belgeseli çok anlamlı bir çalışma oldu. İnanır yaşarken çekilen önemli bir belgesel olarak tarihe kazındı. İlk gösterimini 44. İstanbul Film Festivali kapsamında yapıldı. Gerçi oynadığı filmciler hatıra kaldı. Adına daha çok kitap yazılır film çekilir. Sanatçı kişiliği herkese bir rol model olarak yaşayacak Kadir İnanır ölmedi.

İyi Seyirler.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.