Thomas Mann ve Buddenbrooklar/Bir Ailenin Çöküşü-11

07.03.2022
A+
A-

Mann, 1901’de yayımlanan Buddenbrooklar/Bir Ailenin Çöküşü’nün getirdiği başarının coşkusuyla 1903’te, Tristan başlıklı, bünyesinde altı hikâyeyi taşıyan bir derleme çalışmasına girişmiştir. Tonio Kröger, bu derlemede yer alan eserlerdendir ve hikâye, öykü, anlatı kavramlarını yeniden konumlandırması ve onlar arasında mekik dokuması bakımından da önemli bir yerde durmaktadır.
Goethe’nin, bugünkü anlamının dışındaki romantik söylemini yanına alarak ilerleyen Mann, bu eserinin ilk sayfalarından itibaren, alteregosunda yer verse de Goethe’yle mesafesini koruduğunu belgelemiştir.
Wotan şapkalı, Jüpiter sakallı karakterler, okura Mann’ın sürrealizmin müjdesi olduğunu söyletmekte gecikmemiştir.
Gözlemlediği ortama, hem içeriden hem de dışarıdan bakabilen bir edebiyatçı olan, Thomas Buddenbrooklar/Bir Ailenin Çöküşü başta olmak üzere eserlerinde burjuva sınıfının çökmesi gerektiğini vurgulayan Mann, Tonio Kröger’de de aynı sınıfın yozlaşma aşamalarını, eserine adını veren karakteri merkezine alarak gözler önüne sermiştir.
Öğrencilik yılları gotik tavanlı sınıflarda geçen, aşkı alt etmek ve aşk tarafından alt edilmek ikilemiyle hayatını yaşayan, okuru Der Tod İn Venedig’e götüren Tonio Kröger keman yorumlamaktadır ve kemanından çıkarabildiği en yumuşak sesleri, bahçesindeki, ihtiyar ceviz ağacının altında kıvrıla kıvrıla yükselen su fıskiyesinin şırıltısıyla özdeşleştirmektedir.
Mann, etki aldığı edebiyatçılar gibi, doğadaki müziği enstrümandaki müzikle özdeşleştirmektedir ancak ilerleyen sayfalarda, müziğin sadece doğada değil her yerde olduğunu ve özelde müzik ve şiir, genelde; kültür, sanat ve edebiyatla ilgilenmenin, insanda derinlik ve derinlikle birlikte lanetlenme duygusu yaşatmadıkça asıl görevini yerine getirmediğini gösterecektir.
Annesi piyano ve mandolinde yoğunlaşan Tonio, şiir yazmakta ve biriktirdiklerini kimseyle paylaşmamaktadır. Bu durum onun sadece imge ummanında kaybolmasını sağlayacak, gerçek hayatla bağ kurmasını engelleyecektir.
Müzik ve edebiyatta kendisini kabul ettirmiş birçok ismin ilk öğretmenleri ebeveynleridir. Ebeveynler yaratıcılığı engellediklerinde çocukları, Franz Kafka örneğinde görülebileceği üzere engelden yaratıcılık çıkarabilmişlerdir.
Kültür, sanat ve edebiyatı boyunduruğu altına alan burjuva sınıfıyla cedelleşmekten bıkmayan Mann, bu karakteri ete kemiğe büründürerek, onun yaşadığı yüzleşme ve çürümeye dikkat çekmeyi arzulamıştır.
Zıtlıkları sevdikleri hâlde onları sadece hayal dünyalarında anlamlandıran ama gündelik pratiklerine yansıtamayan insanların trajikomik durumlarını Tonio’nun Hans’a duyduğu sevgiden söz ederek anlatmaktadır.
Ondan daha iyi bir öğrenci olan Hans’ın iyiliği bununla sınırlı değildir: Ata binmekte ustadır. Çevikliği sayesinde ön saflardadır; jimnastik ve yüzmede dikkatleri üzerine çeken yine odur.
Tonio ise bilinçaltına söz dinletememektedir: Aslında onun gibi olmayı çok arzulamaktadır ama uğraş alanları onun hayatında yer almadığı için, sevmekle yetinmektedir.
Bu duygular, Tonio’nun duygu ve düşünce dünyasının alabora olmasını sağlayacak ve onu uçurumun biraz daha kıyısına götürecektir.
Hakikaten götürecek midir?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.