Yaprak dökümü…

15.07.2021
A+
A-

Gücümüze güç katan sanatçıların, önderlerin, aydınların, arkadaş, dost, akraba, eş ve evlatlarımızın birer birer yitiminin ardından içimizi çeke çeke söyleyebileceğimiz yegâne söz yaprak dökümü.

Bir ağacı ayakta tutan her ne kadar kökleri olsa da o ağacın ne denli sevgiye büründüğünü gösteren de dallarındaki yapraklardır. Ne kadar çok ne kadar diri yaprağı varsa bir ağacın o kadar hayat dolu olduğuna inanır insan. Tıpkı her ne kadar bizi ayakta tutan bedenimiz olsa da yüzümüzdeki o masum gülümsemenin gün yüzüne çıktığı her anın sevgiye kavuştuğumuzu anlatması gibi…

Dökülen her yaprak o ağacın köküne karışır sırf diğer yapraklar daha da içten gülümsesin, yeni çıkacak yapraklara birer umut olsun diye o kökün yeryüzüne daha sağlam tutunmasına yardımcı olur.

Yaprakların toprağa karışması oradan da köklere yeni bir can olması esnasında ağacın -yani insanın- içinde bulunduğu durum ise psikiyatri dünyasında kayıp ve yas süreci olarak tanımlanır.

Yas, değer verilen bir bireyin yitiminin (ölüm, ayrılık vb.) ardından kayba uğrayan kişinin yaşadığı doğal bir süreçtir. Bireyin biricik yapısı göz önünde bulundurulduğunda elbette ki herkesin bu yas sürecini kendine özgü bir şekilde yaşadığını söyleyebiliriz; fakat yapılan araştırmalar sonucunda:

  • Bedensel Belirtiler (nefes daralması, boğulma hissi, iştah değişiklikleri, fiziksel aktiviteden bağımsız yorgunluk hissi)
  • Bilişsel Belirtiler (şok, öfke, hayal kırıklığı, üzüntü, kaygı, çaresizlik, umutsuzluk, suçluluk)
  • Duygusal Belirtiler (inkâr, dikkat eksikliği, unutkanlık, kâbus, düşünce içeriğinde bozulmalar)
  • Davranışsal Belirtiler (alkol/madde kullanımı, sosyal izolasyon, kaybı hatırlatıcı durumlardan kaçınma, uyku bozuklukları, iştah kaybı/artışı) olmak üzere ortak dört payda altında toplanmaktadır.

Sağlıklı bir yas sürecindeki birey yukarıda bahsi geçen belirtileri temel olarak 4 evrede deneyimlemekte ve bu evrelerin tamamlanmasıyla olağan hayatına yeni düzenlemeler eşliğinde geri dönüş sağlayabilmektedir. Bu evreler:

  1. Evre: Bu evrede kişi ölümün gerçekliğini kavramakta zorlanır. Yaşadıkları karşısında şaşkın, donuk, tepkisiz olabilir, boşluk ve gerçek dışılık duyguları yaşayabilir.
  2. Evre: Kişi kaybın acısını giderek daha fazla hisseder, yoğun üzüntü ve özlem duyguları yaşar, ölen kişiyi arar, ağlamalar olur. Öfke, huzursuzluk, korku ve heyecan, konsantrasyon güçlüğü, ilgi duyulan ve keyif alınan şeylere yönelik isteksizlik görülebilir.
  3. Evre: Kaybın geri dönmeyeceği gerçeğinin giderek fark edilmesiyle ümitsizlik ve çaresizlik duyguları ortaya çıkar, buna bağlı olarak yorgunluk-bitkinlik, isteksizlik ve ilgi kaybı ön plandadır. Kişi, 1. ve 2. evreyi olması gerektiği gibi atlatırsa ve 2. evreden belli bir süre sonra depresyona girmeden çıkarsa, kendiliğinden yaşama uyum sağlayacaktır.
  4. Evre: Aylar içinde ölümün kesinliğinin ve sonuçlarının kabullenilmesiyle kişinin özlem ve üzüntü duygularının yoğunluğu giderek azalır. Ölen kişinin anıları yitirilmemekle birlikte, kişi kayıptan önceki haline döner, yaşamını yeniden düzenler.

Yukarıda saydığım ortak belirtiler veevreler kayba uğrayan bireylerde farklı/benzer şiddet ve şekillerde gözlemlenirken çevredeki destekçiler (eş, dost, akraba, komşu vb.) özellikle bizim toplumumuz gibi kolektif kültürlerde bu belirtileri “güçsüzlük/anormallik” olarak algılamakta ve bireyi sakinleştirmek adına “kendin/kızın/oğlun/eşin vb. için güçlü olmak zorundasın”“eğer şu an aramızda olsaydı seni bu halde görmek istemezdi”ve türevleri cümleler kurarak aslında yalnızca bireylerin yas sürecini baskılamakta ve patolojik/gecikmiş yasa zemin hazırlayarak yıkıcı bir tutum sergilemektedirler. Kayba uğrayan kişinin duygusal alışverişte bulunduğu çevre bu süreçte asıl güçlü olması gereken ve yeri geldiğinde -kayba uğrayan kişinin ihtiyacı gözlemlendiğinde- o kişiye dayanak olmakla yükümlüdür. Acılı kişinin duyguları ve düşüncelerini özgürce dile getirmesini sağlamak, uyku ve iştah gibi temel ihtiyaçlarını kontrol etmesinde destek olmak, iş/okul gibi aktivitelere olabildiğince devam etmesine destek olmak, duygularını bastırmak için yönelebileceği alkol/madde kullanımı ve sakinleştirici ilaçların psikiyatrist önerisi olmadan içilmesivb. durumların oluşmasına engel olmak gibi yapıcı tutum ve davranışlarla kayba uğrayan kişiye değer verdiğinizi ve desteğinizi gösterebilirsiniz.

Unutmayın ki sağlıklı yaşanan bir yas sürecinden sonra dökülen yapraklar elbet o ağacın köklerine yeni bir umut ışığı olacaktır. Sevgiyle kalın…

YORUMLAR

  1. Ayten Dinçer dedi ki:

    Verdiğin güzel bilgiler için çok teşekkürler. Zor anlarınızı atlatabilmemiz için bilgilerinizden faydalanma fırsatı sunduğumuz için tekrar teşekkürler.