Manuel devir kapandı: Schengen’de dijital devrim

Manuel devir kapandı: Schengen’de dijital devrim
6 Mayıs 2026 10:30
A+
A-

EES Sistemi‘nin (ENTRY GİRİŞ -EXİT ÇIKIŞ SYSTEM)  tam kapasite devreye girmesiyle birlikte vize danışmanlığı anlayışlarını köklü şekilde değiştiren FIVIO TURİZM’in Kurucusu Ebru Kaya ve Müdürü Merve Akman ile Kent Bursa Gazetesi olarak Schengen ülkelerine seyahat etmek isteyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını nelerin beklediğini konuştuk.

YASEMİN ÖZKEREM / RÖPORTAJ

​Avrupa Birliği’nin sınır güvenliğini dijitalleştirmek amacıyla hayata geçirdiği Giriş-Çıkış Sistemi (EES), 10 Nisan 2026 itibarıyla tüm sınır kapılarında tam kapasiteyle devreye girerek seyahat alışkanlıklarını kökten değiştirdi. Artık pasaportlardaki manuel damga dönemi sona ererken, biyometrik verilerin ve saniyesi saniyesine hesaplanan kalış sürelerinin belirleyici olduğu “dijital takip” dönemi başladı. Bu yeni ekosistem, sadece yolcular için değil, vize danışmanlığı sektörü için de ezber bozan bir dönüşümü beraberinde getirdi.

​Schengen ülkelerine seyahat etmek isteyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını havalimanlarında nelerin beklediğini, biyometrik kayıtların sınır geçişlerine etkisini ve “hata kabul etmeyen” bu yeni sistemde vize reddi almamak için dikkat edilmesi gereken stratejik noktaları mercek altına aldık.

​Vize danışmanlığı anlayışını geleneksel evrak takibinden çıkarıp “risk yönetimi ve stratejik analiz” modeline taşıyan FIVIO TURİZM’in Kurucusu Ebru Kaya ve Müdürü Merve Akman ile EES sisteminin detaylarıyla, iş dünyasına yansımalarını ve 2027’de kapıda olan ETIAS hazırlıklarıyla ilgili Kent  Bursa Gazetesi olarak  yaptığımız röportajda tüm merak edilenleri sorduk.

“Artık süreç yalnızca evrak hazırlamaktan ibaret değil; sistem hata payını sıfıra indirdiği için seyahat planlaması artık profesyonel bir risk analizi gerektiriyor.”  

EES sisteminin tam kapasite devreye girmesiyle, geleneksel vize danışmanlığı hizmetlerinizde ne gibi köklü değişiklikler yaptınız?

EES sisteminin tam kapasite devreye girmesiyle birlikte vize danışmanlığı anlayışımızı köklü şekilde değiştirdik. Artık süreç yalnızca evrak hazırlamaktan ibaret değil; başvuru sahiplerinin geçmiş seyahat kayıtları, kalış süreleri ve sistemde oluşabilecek riskler detaylı şekilde analiz ediliyor. Özellikle 90/180 gün kuralının otomatik ve hatasız hesaplanması, hata payını ortadan kaldırdığı için danışmanlıkta ön kontrol ve risk yönetimini zorunlu hale getirdi. Biz de bu değişime uyum sağlayarak, klasik evrak odaklı danışmanlıktan çıkıp, başvuru öncesi analiz yapan, süreci baştan sona yöneten ve müşteriyi olası risklere karşı bilinçlendiren bir modele geçtik. Artık sadece vize başvurusu hazırlamıyor, süreci stratejik olarak yönetiyoruz.

Schengen ülkelerindeki havalimanlarında yaşanan yoğunluklar ve ‘kaotik sahneler’ haberlere yansıyor. Danışanlarınızı bu bekleme sürelerine (60-90 dk ek süre gibi) hazırlamak için nasıl bir yönlendirme yapıyorsunuz?

EES sistemiyle birlikte sınır kontrol süreçleri daha detaylı ve biyometrik doğrulamaya dayalı hale geldiği için havalimanlarında ek yoğunluklar oluşabiliyor. Biz danışanlarımızı bu duruma önceden hazırlıyoruz. Özellikle uçuş saatinden en az 3 saat önce havalimanında olunması gerektiğini, 60-90 dakikalık ek bekleme sürelerinin artık normal kabul edildiğini açıkça iletiyoruz. Bunun yanı sıra pasaport, konaklama ve dönüş bileti gibi belgelerin hazır bulundurulması, sınırda sorulabilecek sorulara net ve doğru cevap verilmesi konusunda bilgilendirme yapıyoruz. Amacımız, danışanlarımızın süreci bilinçli ve stressiz bir şekilde yönetmesini sağlamak.

​VİZE KULLANIMI KONTROLÜ

Artık pasaportlara damga vurulmuyor. Bu durum, bir vizenin ‘kullanıldığını’ ispatlamak konusunda sizin için bir zorluk yaratıyor mu?

Pasaportlara damga vurulmaması ilk etapta bir eksiklik gibi algılansa da, bizim için bir zorluk oluşturmuyor. Çünkü EES sistemiyle birlikte tüm giriş-çıkış hareketleri dijital olarak kayıt altına alınıyor ve çok daha net bir şekilde takip edilebiliyor. Eskiden damga üzerinden yapılan “vize kullanımı” kontrolü, artık sistem kayıtlarıyla doğrulanıyor. Bu da süreci hem daha şeffaf hem de daha güvenilir hale getiriyor. Biz de danışmanlık sürecinde bu dijital verileri esas alarak değerlendirme yapıyoruz.

​​Sistemin en büyük özelliği otomatik süre hesaplamasıdır. Bu, hata payını sıfıra indirdiği için kullanıcılar için risklidir. Sistem, 90/180 gün kuralını artık saniyesi saniyesine hesaplıyor. Manüel takip döneminden dijital takip dönemine geçişte en çok hangi hatalar ‘vize reddi’ veya ‘sınır dışı’ sebebi oluyor?

EES sistemiyle birlikte en kritik konu kalış sürelerinin artık saniyesi saniyesine hesaplanması oldu. Bu da özellikle süre aşımını en büyük risk haline getirdi. En sık yapılan hatalar; 90/180 gün kuralının yanlış hesaplanması, önceki giriş-çıkışların dikkate alınmaması ve birkaç gün dahi olsa süre aşımı yapılmasıdır. Bunun yanı sıra kişiler, eski sistemdeki esnekliğe güvenerek kısa süreli ihlallerin sorun olmayacağını düşünebiliyor. Ancak yeni sistemde tüm hareketler dijital olarak kayıt altına alındığı için bu tür hatalar doğrudan vize reddine veya sınırda geri çevrilmeye sebep olabiliyor. Bu nedenle biz sürecin en kritik noktasını artık süre ve geçmiş kayıt analizi olarak görüyoruz.

​“KALIŞ SÜRELERİ TAMAMEN DİJİTAL”

Vatandaşlar içeride ne kadar süreleri kaldığını dijital olarak nasıl görebilirler? Sizin bu konuda sunduğunuz bir takip hizmeti var mı?

EES sistemiyle birlikte vatandaşların Schengen bölgesindeki kalış süreleri tamamen dijital olarak kayıt altına alınıyor. Kişiler, giriş-çıkış tarihleri üzerinden 90/180 gün kuralına göre kalan sürelerini çeşitli online hesaplama araçlarıyla takip edebiliyor. Ancak bu hesaplamaların doğru yapılması büyük önem taşıyor, çünkü sistem artık hiçbir hata payı bırakmıyor. Biz de bu noktada danışanlarımıza özel bir takip ve kontrol hizmeti sunuyoruz. Seyahat planlarını ve geçmiş giriş-çıkışlarını analiz ederek, ne kadar süreleri kaldığını net şekilde hesaplıyor ve olası riskleri önceden bildiriyoruz. Böylece danışanlarımızın süre aşımı gibi kritik hatalar yapmasının önüne geçiyoruz.

Sistemde oluşabilecek teknik bir hata nedeniyle süreyi aşmış görünen bir yolcu için hukuki itiraz süreci nasıl işleyecek?

EES sisteminde oluşabilecek olası teknik hatalar için de hukuki itiraz mekanizmaları bulunuyor. Böyle bir durumda yolcu, giriş-çıkış kayıtlarının düzeltilmesi için ilgili Schengen ülkesinin yetkili sınır veya göçmenlik makamlarına başvurarak itiraz edebiliyor. Bu süreçte pasaport kayıtları, uçuş belgeleri ve konaklama gibi destekleyici evraklar önemli rol oynuyor. Ancak sistem oldukça gelişmiş olduğu için bu tür hataların nadir olması bekleniyor. Biz de danışanlarımızı bu gibi durumlara karşı önceden bilgilendiriyor, gerekli belgeleri saklamalarını öneriyor ve olası bir itiraz sürecinde nasıl ilerlemeleri gerektiği konusunda yönlendirme sağlıyoruz.

EES ile toplanan biyometrik veriler (yüz taraması ve parmak izi), bir sonraki vize başvurusunda dosyanın ‘güvenilirliğini’ artırıyor mu?

EES kapsamında alınan biyometrik veriler doğrudan vize onayı sağlayan bir unsur olmasa da, başvuru sahibinin kimliğinin doğrulanması ve geçmiş seyahat hareketlerinin net şekilde görülmesi açısından önemli bir güven unsuru oluşturur. Sistem, kişinin daha önceki giriş-çıkışlarını ve kurallara uyumunu şeffaf biçimde ortaya koyduğu için, düzenli ve kurallara uygun seyahat eden kişiler dolaylı olarak daha güvenilir bir profil sergiler. Ancak burada belirleyici olan yine başvuru sahibinin genel durumu, finansal yeterliliği ve seyahat amacının tutarlılığıdır.

YEŞİL VE GRİ PASAPORTLULAR DİKKAT!

Yeşil (Hususi) ve Gri (Hizmet) pasaport sahipleri için bu sistem bir prosedür değişikliği getiriyor mu? Onlar da her girişte biyometrik kayıt yaptırmak zorunda mı?

EES sistemi, pasaport türünden bağımsız olarak Schengen bölgesine giriş yapan tüm üçüncü ülke vatandaşlarını kapsadığı için, yeşil (hususi) ve gri (hizmet) pasaport sahipleri için de belirli prosedür değişiklikleri getiriyor. Bu kişiler vizeden muaf olsalar dahi, sınır geçişlerinde biyometrik veri (yüz taraması ve parmak izi) kaydı yapılması söz konusu olabiliyor. Ancak bu kayıt her girişte tekrar alınmak zorunda değil; sistemde daha önce oluşturulmuş bir biyometrik kayıt varsa, belirli bir süre boyunca yeniden işlem yapılmadan geçiş sağlanabiliyor. Dolayısıyla vize muafiyeti devam etse de, sınır kontrol süreci artık daha dijital ve kontrollü hale gelmiş durumda.

​ EES’nin ardından 2026 sonu veya 2027 başında gelmesi beklenen ETIAS (Seyahat Onayı) sistemi için hazırlıklarınız neler?

EES sisteminin ardından devreye girmesi beklenen ETIAS ile birlikte süreç bir adım daha dijitalleşecek ve seyahat öncesi onay dönemi başlayacak. Biz de bu sürece hazırlık kapsamında danışmanlık modelimizi genişletiyoruz. Özellikle ETIAS başvurularının doğru ve eksiksiz yapılması, başvuru sırasında verilecek bilgilerin geçmiş seyahat kayıtlarıyla uyumlu olması ve olası ret risklerinin önceden analiz edilmesi üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Ayrıca danışanlarımıza, seyahat planı oluşturmadan önce ETIAS uygunluk kontrolü yaparak süreci daha baştan doğru kurgulamalarını sağlıyoruz. Kısacası, sadece vize değil, seyahat öncesi tüm dijital izin süreçlerini kapsayan bütüncül bir danışmanlık modeline geçiyoruz.

​“BURSA’YI DA ETKİLEYEBİLİR”

Bu sistem, 10 Nisan 2026 itibarıyla tüm geçiş noktalarında zorunlu hale geldi. Özellikle ilk girişteki biyometrik kayıt (parmak izi ve fotoğraf) işleminin yarattığı zaman kaybının, iş dünyası ve turizm üzerindeki ekonomik etkileri sizce nasıl olur? Bursa gibi sanayi ve ticaret yoğunluklu bir şehirden gidecekler sizce nasıl etkilenir?

EES sisteminin ilk aşamasında özellikle biyometrik kayıt işlemleri nedeniyle sınır geçişlerinde ek süreler oluşması kaçınılmaz. Bu durum kısa vadede hem iş dünyası hem de turizm açısından zaman yönetimi ve planlama tarafında bazı zorluklar yaratabilir. Özellikle sık seyahat eden iş insanları için ilk girişlerde yaşanan 60-90 dakikalık ek süreler operasyonel aksamalara neden olabilir. Ancak sistem oturdukça ve ilk kayıtlar tamamlandıkça bu yoğunluğun kademeli olarak azalacağını öngörüyoruz.

Bursa gibi sanayi ve ticaretin yoğun olduğu bir şehir açısından baktığımızda ise özellikle fuar, iş görüşmesi ve ticari ziyaretler için seyahat eden kişilerin planlamalarını daha erken yapmaları gerekecek. Biz bu noktada danışanlarımıza daha geniş zaman aralıklarıyla seyahat planı oluşturmalarını ve ilk girişlerini mümkünse kritik iş programlarından önce gerçekleştirmelerini öneriyoruz. Uzun vadede ise sistemin kayıt dışı hareketleri azaltması ve sınır geçişlerini daha güvenli hale getirmesi, iş dünyası açısından daha öngörülebilir ve kontrollü bir seyahat süreci sağlayacaktır.

Özbeşler Tekstil
ETİKETLER: , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.