Denge
Eğer önce fabrikayı kurar, sonra onun etrafında oluşacak şehri düşünmeye başlarsanız, şehre kaldırabileceğinden daha fazla yük bindirirsiniz.
Beli bükülür.
Kolu, bacağı sakatlanır.
Sonra da her gelen, şehrin zaten kanayan bir yarasına pansuman yapmaya çalışır. Bir yol biraz genişletilir, bir kavşak yapılır, bir okul açılır, bir hastane yapılır, bir park düzenlenir. Bir başka ihtiyaç ortaya çıkar. Ona yetişilmeye çalışılır.
Oysa…
Oysa deyip ne yapılması gerektiğini sıralamanın anlamı yok. Bu işin uzmanları var. Ayrıca eminim ki hepimizin bu konuda muhteşem fikirleri de var.
Önce şehir planlanmalı.
Sonra şehir kurulmalı.
Ardından da ihtiyaç çıktıkça yama yapmak yerine, planın gerektirdiği yatırımlar zamanında yapılmalı.
Göz göre göre beklenmemeliKırmızı Pazartesi
Mesela Bursa’ya bir şehir hastanesi yapmaya karar verenler, BursaRay hattının hastaneye kadar uzatılması gerektiğini elbette öngörebilirdi. Peki sonuçta ne oldu?
Hastanenin inşaatı yaklaşık dört yıl sürdü ve 2019 yılında hizmete girdi. BursaRay’ın Şehir Hastanesi bağlantısı için çalışmalar 2020 yılında başladı; hattın temeli 2021’de atıldı.
Elbette bir metro hattının hastaneyle aynı gün bitirilmesi her zaman mümkün olmayabilir. Böyle büyük projelerin kendi ihale, finansman, kamulaştırma ve yapım süreçleri vardır. Kamulaştırmada mülkiyet hakları gözetilmek zorundadır; bedellere itiraz eden vatandaşların açtığı davalar da süreci uzatabilir. Bunlar görmezden gelinecek meseleler değil.
Ayrıca meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının duruşu da çok önemli. Elbette eleştiri yapmalı, eksikleri ortaya koymalı, kamu yararını sorgulamalılar. Fakat değerlendirme yaparken yatırımın sağlayacağı faydayı ve şehrin geleceğine etkisini de aynı açıklıkla ele almalılar. Olmazcı bir yaklaşımla değil, “Nasıl olmalı?” sorusuna cevap arayan yapıcı bir anlayışla değerlendirmeliler.
Mesela bir hastanenin yalnızca yataklardan ibaret olmadığını konuyla ilgili herkes bilir.O hastaneye günde binlerce insan gelir. Doktor gelir, hemşire gelir, hasta gelir, hasta yakını gelir. Ambulans gelir. Tedarikçi gelir. Temizlik görevlisi gelir. Bütün bu insanlar için ulaşım gerekir. Hastanenin yakınında konut ihtiyacı artar. Bu konutlara altyapı, elektrik, su, park, bahçe ve yine yol gerekir.
Ancak herkesin malumu olan bu gerçekler için zamanında harekete geçilmez. Üstüne bir de ülkemizdeki bürokratik süreçler ve davaların yıllarca sonuçlanamaması eklenir. Neticede, 2015 yılında temeli atılan bir hastanenin raylı sistem bağlantısı, Ekim 2026’da hâlâ tamamlanmamış olur.
Dolayısıyla şehircilik bir devlet refleksi olmalıdır. Yerelde, yalnızca yapıyı yapmak değil, o yapının şehirde oluşturacağı bütün hareketi önceden görebilmek gerekir. Ulusal ölçekte ise bakış açısını genişletmek, kurumlar arasındaki koordinasyonu sağlamak ve adaletin hızlı tecelli etmesini temin etmek gerekir.
Hacı Âdil Bey’in döneminde Bursa’nın yeniden ayağa kaldırılması gerekiyordu. Bugün bizim önümüzdeki görev ise başka. Bursa’yı yeniden kurmak değil belki ama büyüyen Bursa’nın altında ezilmeyecek bir şehir kurmak.
Şehrin yükünü hafifletmek, yalnızca daha sağlam binalar yapmakla mümkün değildir. İnsanların adalet, eğitim, ekonomi ve sosyal ihtiyaçlarını bir bütün hâlinde karşılayabilen bir toplum düzeni inşa etmektir.
Peki, bugün elimizdeki en büyük fırsatlardan biri olan kentsel dönüşümü yalnızca binaları yenilemek için mi kullanacağız? Yoksa Bursa’nın yükünü hafifletmek için daha geniş düşünebilecek miyiz? Son yazıda biraz da buna bakalım.
